<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Çanakkale'nin Yeni Haber Sitesi</title>
                      <link>https://www.troyhaber.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.troyhaber.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Tarafsız, objektif ve etkili haberleriyle Çanakkale bölgesinin yeni ve iddialı haber sitesidir</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Wed, 10 Jun 2026 06:10:22 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Çanakkale'nin Yeni Haber Sitesi - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Çanakkale'nin Yeni Haber Sitesi</copyright><item><title><![CDATA[Dardanel'den Yeni Proje: "Süper Besin Dardanel Sardalya" ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-dardanelden-yeni-proje-super-besin-dardanel-sardalya-28231.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-dardanelden-yeni-proje-super-besin-dardanel-sardalya-28231.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'nin önde gelen balık ve deniz ürünleri markası Dardanel, yeni iletişim kampanyasıyla Çanakkale Sardalyası'nı tanıtıyor. "Tanıştıralım: Süper Besin Dardanel Sardalya" sloganıyla hayata geçirilen kampanya, bu lezzetli ürünün içeriğindeki Omega-3, protein, kalsiyum ve vitaminleri etkileyici bir şekilde vurguluyor.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ &nbsp;Türkiye’nin balık ve deniz ürünleri öncüsü Dardanel, yeni iletişim kampanyasıyla Çanakkale Sardalyası’nı tüketicilerle buluşturuyor. “Tanıştıralım: Süper Besin Dardanel Sardalya” söylemiyle hayata geçirilen kampanya, sardalyanın içerdiği Omega-3, protein, kalsiyum ve vitaminleri akılda kalıcı bir anlatımla öne çıkarıyor.

İçeriğinde yalnızca Çanakkale sardalyası, zeytinyağı ve tuz bulunan Dardanel Çanakkale Sardalya, doğallığını koruyan üretim anlayışıyla hazırlanıyor. Yemeye hazır formu sayesinde sandviçlerden salatalara, ekmek üstü tariflerden ara öğünlere kadar günün her anında tüketilebilen lezzetli bir alternatif sunuyor. Çanakkale Sardalyası, yıl boyunca Dardanel kalitesi ve güvencesiyle sofralara ulaşıyor.&nbsp;Dardanel, Çanakkale Sardalyası'nın sofralarda yer almasını teşvik ediyor ve tüketim alışkanlıklarını olumlu bir şekilde değiştirmeye hedefliyor.

Dardanel Çanakkale Sardalyası, yalnızca uzun ömürlü tat ve besin değerleri sunmakla kalmıyor, aynı zamanda her yaştan bireyin diyetine kolayca entegre edilebilecek bir seçenek oluşturuyor. Ürünün, yemeye hazır bir formda sunulması sayesinde, hem hızlı hem de sağlıklı bir aperatif veya ana öğün alternatifi sağlıyor.&nbsp;

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dardanel'den Yeni Proje: "Süper Besin Dardanel Sardalya"  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 14:46:49 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/dardanelden-yeni-proje-super-besin-dardanel-sardalya-175541-20260609.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/dardanelden-yeni-proje-super-besin-dardanel-sardalya-175541-20260609.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/dardanelden-yeni-proje-super-besin-dardanel-sardalya-175541-20260609.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çanakkale’de miniklerle Dünya Süt Günü kutlaması
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-miniklerle-dunya-sut-gunu-kutlamasi-28198.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-miniklerle-dunya-sut-gunu-kutlamasi-28198.html</link>
                    <description><![CDATA[Çanakkale’de miniklerle Dünya Süt Günü kutlaması
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de ‘Dünya Süt Günü’ etkinlikleri çerçevesinde öğrencilere süt ve çeşitli süt ürünleri ikram edilerek, sütün sağlıklı ve dengeli beslenmedeki yeri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
Sağlıklı nesillerin yetişmesinde önemli bir yere sahip olan süt ve süt ürünlerinin önemine dikkat çekmek amacıyla, Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kampüs alanında ‘1 Haziran Dünya Süt Günü’ etkinliği düzenlendi. Etkinlik çerçevesinde öğrencilere süt ve çeşitli süt ürünleri ikram edilerek, sütün sağlıklı ve dengeli beslenmedeki yeri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
Çanakkale Tarım ve Orman İl Müdürü Ergün Demirhan etkinlikte yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Süt; anne sütünden sonra insan yaşamı için en değerli, alternatifi olmayan bir ürün. İçerdiği yüksek kaliteli protein, kalsiyum, fosfor ve vitaminlerle kemik gelişiminden bağışıklık sistemine kadar her alanda sağlığımızın en büyük kalkanıdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin düzenli süt tüketmesi, sadece bugünün değil, geleceğin güçlü ve sağlıklı Türkiye’sinin de teminatıdır. Bu yönüyle süt bizler için yalnızca bir gıda değil, sağlıklı nesillerin yetişmesinde stratejik bir unsurdur."
‘1 Haziran Dünya Süt Günü’ programına; İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mustafa Altındağ, İl Milli Eğitim Müdürü Mine Hayta, ilgili kurum temsilcileri, çocuklar, öğretmenler ve veliler katıldı. Etkinlikte ayrıca Dünya Süt Günü kapsamında düzenlenen resim ve şiir yarışmalarında dereceye giren öğrencilere hediyeleri takdim edildi.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çanakkale’de miniklerle Dünya Süt Günü kutlaması
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:04:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/03062026130450_b9fefcdd7376b72b9a795985dc6af5cd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/03062026130450_b9fefcdd7376b72b9a795985dc6af5cd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/03062026130450_b9fefcdd7376b72b9a795985dc6af5cd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-gokceadada-rahatsizlanan-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-28098.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-gokceadada-rahatsizlanan-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-28098.html</link>
                    <description><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde göğüs ağrısı şikayei olan hasta, helikopter ambulansla Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.Gökçeada ilçesinde göğüs ağrısı şikayeti olan hasta, Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirildi. Acil serviste yapılan ilk tetkiklerin ardından hastaya ’Miyokard Enfarktüsü’ tanısı konuldu. Hastaya ilk müdahale hastanede gerçekleştirildi.Hastanede ilk tetkikleri ve müdahaleleri sağlanan hastanın ileri tetkik ve tedavi ihtiyaçları nedeniyle Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Gökçeada Havalimanı’nda Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansı ‘Hava-17’ ekibine teslim edilen hasta, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 08:18:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/26032026111820_a4cb96c8bf0050bf2b399c4c3d9979f9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/26032026111820_a4cb96c8bf0050bf2b399c4c3d9979f9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/26032026111820_a4cb96c8bf0050bf2b399c4c3d9979f9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çanakkale’de nadir görülen sindirim sistemi hastalığına yakalanan hasta sağlığına kavuştu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-nadir-gorulen-sindirim-sistemi-hastaligina-yakalanan-hasta-sagligina-kavustu-28094.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-nadir-gorulen-sindirim-sistemi-hastaligina-yakalanan-hasta-sagligina-kavustu-28094.html</link>
                    <description><![CDATA[Çanakkale’de nadir görülen sindirim sistemi hastalığına yakalanan hasta sağlığına kavuştu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de nadir görülen ’Wilkie Sendromu’ hastalığına yakalanan kadın gerçekleştirilen ameliyatla sindirim sistemindeki tıkanıklığın ortadan kaldırılması sonucu sağlığına kavuştu.Çanakkale’de yaklaşık 1 yıldır devam eden bulantı ve kusma şikâyetleri olan 37 yaşındaki hasta Songül Asiltürk, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde yapılan tetkikler sonucunda nadir görülen Wilkie Sendromu (Superior Mezenterik Arter Sendromu) tanısı kondu. Songül Asiltürk, başka merkezlerde kendisine ameliyatın Çanakkale’de gerçekleştirilemeyeceği söylenmesine rağmen öneri üzerine Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk’e danıştı. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Uğur Kahan Öztürk tetkikler ardından hasta için uygun tedavi planı oluşturuldu. Op. Dr. Uğur Kahan Öztürk ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik duodenojejunostomi ameliyatı başarıyla tamamlandı. Minimal invaziv yöntemle gerçekleştirilen operasyon sayesinde hasta, ameliyat sonrası hızlı bir iyileşme süreci geçirerek 4 gün sonrasında sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Op.Dr. Uğur Kahan Öztürk, Wilkie Sendromu’nun nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalık olduğunu belirterek, "Hastamız uzun süredir ciddi şikâyetler yaşıyordu. Uyguladığımız cerrahi yöntemle sindirim sistemindeki tıkanıklığı ortadan kaldırdık. Laparoskopik teknik sayesinde hastamız daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme avantajı elde etti. Bu tür özellikli ameliyatların hastanemizde başarıyla yapılabiliyor olması hem hastalarımız hem de ilimiz adına önemli bir kazanımdır" dedi.Başhekim Op. Dr. Hasan Keser ise yaptığı açıklamada, "Hastanemizde ileri cerrahi yöntemlerin başarıyla uygulanabiliyor olması, sağlık hizmetlerimizin geldiği noktayı göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Alanında uzman hekimlerimiz ve güçlü sağlık altyapımız sayesinde daha önce il dışına sevk edilen birçok hastalığın tedavisini artık kendi ilimizde gerçekleştirebiliyoruz. Hastamızın sağlığına kavuşmuş olması bizler için en büyük mutluluktur. Emeği geçen tüm ekibimize teşekkür ediyor, hastamıza sağlıklı bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.Hasta Songül Asiltürk ise ameliyat için başka bir merkeze gitmek zorunda kalmadan kendi ilinde tedavi olabilmenin memnuniyetini dile getirerek, başta Dr. Uğur Kahan Öztürk olmak üzere ameliyat sürecinde emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çanakkale’de nadir görülen sindirim sistemi hastalığına yakalanan hasta sağlığına kavuştu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 19:04:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24032026220411_a8a1499a7624917ea46cde9f2a7787bb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24032026220411_a8a1499a7624917ea46cde9f2a7787bb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24032026220411_a8a1499a7624917ea46cde9f2a7787bb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dünyaya gözlerini ambulansta açtı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-dunyaya-gozlerini-ambulansta-acti-28092.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-dunyaya-gozlerini-ambulansta-acti-28092.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünyaya gözlerini ambulansta açtı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de doğum sancıları başlayan kadın, bebeğini ambulansta dünyaya getirdi. Acil sağlık ekiplerinin hızlı müdahalesi ve profesyonel çalışması sayesinde anne ve bebeğin sağlığına kavuşmasıyla sonuçlandı.Ayvacık ilçesinde geçtiğimiz gün saat 21.40 sıralarında doğum sancıları başlayan gebe için ambulans ekiplerine haber verildi. Ayvacık 3 No’lu Gülpınar Acil Sağlık Hizmetlerine ait ambulansla Ayvacık’a nakledilirken, yolculuk sırasında doğum gerçekleşti. Sağlık personellerinin koordineli çalışmasıyla, ambulans içinde dünyaya gelen bebek ve anne, sağlık ekiplerinin titiz müdahalesi sonucu stabil duruma getirildi. Anne ve yeni doğan bebeği, Ayvacık Devlet Hastanesi’ne ulaştırılarak kontrollere alındı. Her ikisinin de sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dünyaya gözlerini ambulansta açtı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 19:04:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24032026220401_23688a265754d12e4523c7e20b00bdb4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24032026220401_23688a265754d12e4523c7e20b00bdb4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24032026220401_23688a265754d12e4523c7e20b00bdb4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ezine’de bel fıtığına ameliyatsız modern tedavi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-ezinede-bel-fitigina-ameliyatsiz-modern-tedavi-28017.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-ezinede-bel-fitigina-ameliyatsiz-modern-tedavi-28017.html</link>
                    <description><![CDATA[Ezine’de bel fıtığına ameliyatsız modern tedavi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale Ezine Devlet Hastanesi’nde hastanede ilk kez başarıyla uygulanan Transforaminal Epidural Steroid Enjeksiyonu (TFESI) modern yöntemi, ameliyatsız çözüm sunarak hasta konforunu ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırıyor.
Ezine Devlet Hastanesi, bel fıtığı tedavisinde önemli bir yeniliğe imza attı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ersen Türkmen tarafından hastanede ilk kez Transforaminal Epidural Steroid Enjeksiyonu (TFESI) yöntemi başarıyla uygulanmaya başlandı. Nokta atışı tedavisi olarak da bilinen bu modern yöntem, ameliyatsız çözüm sunarak hasta konforunu ve yaşam kalitesini belirgin şekilde artırıyor. Bel fıtığı, günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen, şiddetli bel ve bacak ağrılarıyla seyreden önemli bir sağlık sorunuyken uygulanan bu yeni yöntem sayesinde, hastalar artık cerrahiye gerek kalmadan etkili bir tedavi seçeneğine ulaşabiliyor. TFESI, fıtığın sinir köküne yaptığı baskının neden olduğu ağrı ve iltihabi süreci hedef alarak doğrudan problemli bölgeye tedavi uygulanmasını sağlıyor. Ameliyathane ortamında, görüntüleme eşliğinde yapılan bu işlem: küçük girişimsel, genel anestezi gerektirmez, süresi kısa, yatış gerektirmeyen bir işlem. Bu sayede hastalar günlük yaşamlarına çok kısa sürede dönerek iş gücü kaybı ve uzun istirahat süreçleri büyük ölçüde ortadan kalkıyor. Bu modern uygulama sonrası hastalarda: ağrı seviyesinde belirgin azalma, yürüme mesafesinde artış, uyku kalitesinde düzelme, günlük aktivitelerde rahatlama, psikolojik iyilik hâlinde artış gibi yaşam kalitesini doğrudan etkileyen olumlu sonuçlar görülüyor.
Ezine için önemli bir sağlık hizmeti
Ezine Devlet Hastanesi’nde ilk kez uygulanmaya başlanan bu yöntemle birlikte, bel fıtığı hastaları artık il merkezlerine sevk edilmeden, modern ve bilimsel tedaviye kendi ilçelerinde ulaşma imkânına kavuştu. Bu gelişme, hem hasta memnuniyetini artırmakta hem de bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunulması açısından önemli bir adım.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ezine’de bel fıtığına ameliyatsız modern tedavi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 11:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/ezinede-bel-fitigina-ameliyatsiz-modern-tedavi-141532-20260223.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/ezinede-bel-fitigina-ameliyatsiz-modern-tedavi-141532-20260223.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/ezinede-bel-fitigina-ameliyatsiz-modern-tedavi-141532-20260223.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-gokceadada-rahatsizlanan-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-27928.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-gokceadada-rahatsizlanan-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-27928.html</link>
                    <description><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde rahatsızlanan KOAH ve Pnömoni hastası kişi, helikopter ambulansla Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.Gökçeada ilçesinde nefes darlığı şikayeti olan hasta, Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirildi. Acil serviste yapılan ilk tetkiklerin ardından hastaya ‘KOAH’ ve ‘Pnömoni’ tanısı konuldu. Hastaya ilk müdahale hastanede gerçekleştirildi.Hastanede ilk tetkikleri ve müdahaleleri sağlanan hastanın ileri tetkik ve tedavi ihtiyaçları nedeniyle Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Gökçeada Havalimanı’nda Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansı ‘Hava-17’ ekibine teslim edilen hasta, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 13:31:22 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/29012026163129_cd9092d9927f0d57ceeb9616b82437dc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/29012026163129_cd9092d9927f0d57ceeb9616b82437dc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/29012026163129_cd9092d9927f0d57ceeb9616b82437dc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çanakkale’de hijyenik olmayan şarküteri işletmesinde el konulan ürünler imha edildi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-hijyenik-olmayan-sarkuteri-isletmesinde-el-konulan-urunler-imha-edildi-27710.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-hijyenik-olmayan-sarkuteri-isletmesinde-el-konulan-urunler-imha-edildi-27710.html</link>
                    <description><![CDATA[Çanakkale’de hijyenik olmayan şarküteri işletmesinde el konulan ürünler imha edildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yapılan denetimde mide bulandıran görüntülerin ortaya çıktığı bir şarküteri işletmesinde ele geçirilen ürünler imha edildi.Gökçeada İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü kontrol görevlilerince et, et ürünleri ve süt ürünleri satan işletmede gerçekleştirilen denetimler sırasında bir şarküteri mağazasında et ve et ürünlerinin, sütlerin ve kanatlı etlerinin (tavuk eti) uygun şartlarda muhafaza edilmemesinden kaynaklı bozulmuş olduğu, son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünleri bulunduğu, işletmenin genel ve özel hijyen şartlarını sağlamadığı tespit edildi. Ekipler tarafından bozuk olduğu ve son tüketim tarihi geçmiş olan ürünlere el konuldu.Şarküteri işletmesine yapılan denetim sonucunda işletme faaliyetten men edilip mühürlendi. 840 kilogram kanatlı eti, bin 169 kg kırmızı et, 112,5 litre süt imha edildi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çanakkale’de hijyenik olmayan şarküteri işletmesinde el konulan ürünler imha edildi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 20:09:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/22112025230931_d9c13c330d6b7636d12911d8dea69f6e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/22112025230931_d9c13c330d6b7636d12911d8dea69f6e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/22112025230931_d9c13c330d6b7636d12911d8dea69f6e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ tatbikatı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-mehmet-akif-ersoy-devlet-hastanesinde-tamp-tatbikati-27709.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-mehmet-akif-ersoy-devlet-hastanesinde-tamp-tatbikati-27709.html</link>
                    <description><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ tatbikatı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ (Türkiye Afet Müdahale Planı) tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi.Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde, afetlere hazırlık çerçevesinde TAMP tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. AFAD, UMKE, 112 ve kolluk kuvvetleri ile koordineli şekilde yapıldı. Gerçeği aratmayan tatbikatta senaryo gereği Kepez Liman yolunda Belediye Otobüs ile kimyasal madde yüklü bir aracın kaza yapması sonucunda 35 kazazede hastaneye getirildi. Kimyasal maddeden etkilenen kazazedeler, sağlık ekipleri tarafından KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) Arındırma Ünitesinde arındırılarak gerekli tedavilerine başlandı. Yatışı gerekli olan hastalar ise uygun görülen servislere yerleştirildi.HAP (Hastane Afet Planı) Başkanı olarak görev alan Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, tatbikatta görev alan tüm çalışanlara, Sivil Savunma Birimine ve sürece destek veren üniversiteli öğrencilere teşekkür ederek, afetlere hazırlık konusunda yapılan bu çalışmaların büyük önem taşıdığını vurguladı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ tatbikatı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 20:09:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/22112025230917_9d3909e1bb1fc1147ad48bdde0758455.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/22112025230917_9d3909e1bb1fc1147ad48bdde0758455.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/22112025230917_9d3909e1bb1fc1147ad48bdde0758455.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince koruyucu ruh sağlığı eğitimi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-orman-bolge-mudurlugu-ekiplerince-koruyucu-ruh-sagligi-egitimi-27702.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-orman-bolge-mudurlugu-ekiplerince-koruyucu-ruh-sagligi-egitimi-27702.html</link>
                    <description><![CDATA[Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince koruyucu ruh sağlığı eğitimi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerine koruyucu ruh sağlığı eğitimi verildi.
Çanakkale’de Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerine yönelik ruh sağlığı eğitimi gerçekleştirildi. Personellere yönelik gerçekleştirlen ‘Koruyucu Ruh Sağlığı Eğitimi’, İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekiplerince gerçekleştirildi. Eğitime çok sayıda personel katıldı.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerince koruyucu ruh sağlığı eğitimi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 14:48:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/21112025174809_68643c3d4dc2d0d23569d7656e4bce89.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/21112025174809_68643c3d4dc2d0d23569d7656e4bce89.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/21112025174809_68643c3d4dc2d0d23569d7656e4bce89.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hastanede Çocuk Olmak” Projesi Başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-hastanede-cocuk-olmak-projesi-basliyor-27693.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-hastanede-cocuk-olmak-projesi-basliyor-27693.html</link>
                    <description><![CDATA[Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi, çocuk hastaların tedavi süreçlerini psikolojik açıdan daha sağlıklı bir deneyime dönüştürmek amacıyla önemli bir projeyi hayata geçiriyor. “Hastanede Çocuk Olmak” adlı proje; hastanede tedavi gören çocukların ruh hâllerini desteklemek, onların kaygı ve korkularını azaltmak ve daha huzurlu bir tedavi ortamı oluşturmak için hazırlandı.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Proje kapsamında; duvar, tavan ve zemin yüzeyleri çocukların yaş gruplarına uygun renkler, çizimler ve temalarla yeniden tasarlanacak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Servisi ile Acil Servis’i kapsayacak düzenlemelerde koridorlar, hasta odaları ve servis alanları daha sıcak, eğlenceli ve güven verici bir atmosfere dönüştürülecek.

Neden Önemli?

Çocuklar için hastaneye yatış süreci çoğu zaman ürkütücü bir deneyim olabiliyor. Tanımadıkları bir ortamda bulunmak, aile ve arkadaş çevresinden uzaklaşmak, acı veren tıbbi işlemlerle karşı karşıya kalmak; çocuklarda korku, kaygı, öfke ve yalnızlık hissine neden olabiliyor.

Hastane ortamının yabancılığı, oyuncaklarından ve okulundan uzak kalma gibi durumlar, çocukların psikolojik gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Bazı çocukların bu süreçte içe kapanma veya gelişimsel gerileme (regresyon) yaşadığı biliniyor. Proje, tam da bu olumsuz etkileri en aza indirmeyi amaçlıyor.

Geniş Destek Ağıyla Hayata Geçecek

Proje, Çanakkale İş Kadınları Kulübü iş birliği ile profesyonel proje ekipleri tarafından hazırlanacak ve uygulama süreci de uzman ekiplerce yürütülecek. Bunun yanı sıra üniversite dışı kurumlar ve iş insanlarının sağlayacağı katkılarla güçlenecek.

Bağış ve Lansman Etkinliği 22 Kasım’da

“Hastanede Çocuk Olmak” projesinin resmi lansmanı ve bağış etkinliği, 22 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 11.00’de ÇOMÜ Dardanos Tesisleri’nde gerçekleştirilecek.

Dardanos Mutfak Akademisi’nin öncülüğünde düzenlenecek etkinlikte “Omlet Atölyesi” ve kahvaltı programı yer alacak. Etkinlikten elde edilecek bağışlar, tamamen projenin uygulanmasına aktarılacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Hastanede Çocuk Olmak” Projesi Başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 18:04:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/hastanede-cocuk-olmak-projesi-basliyor-210541-20251118.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/hastanede-cocuk-olmak-projesi-basliyor-210541-20251118.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/hastanede-cocuk-olmak-projesi-basliyor-210541-20251118.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan iki hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-gokceadada-rahatsizlanan-iki-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-27675.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-gokceadada-rahatsizlanan-iki-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-27675.html</link>
                    <description><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan iki hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde aynı gün içerisinde rahatsızlanan 2 kişi, helikopter ambulansla Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
Gökçeada ilçesinde 10 Kasım tarihinde düşme nedeniyle sol kolunda ağrı şikayeti olan 84 yaşındaki kadın, Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirildi. Acil serviste yapılan ilk tetkiklerin ardından "sol humerus proksimal şaft kırığı" tanısı alınan hastaya ilk müdahale hastanede gerçekleştirildi. Ardından aynı gün içerisinde 112 Acil Yardım ambulansı ile Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne ağaçtan düşme sonucu yaralanan 52 yaşındaki bir erkek hasta getirildi. "Posterior kosta kırığı" tanısı konulan erkek hastaya acil serviste ilk tetkik ve müdahalesi yapıldı.
Hastanede ilk tetkikleri ve müdahaleleri sağlanan iki hastanın ileri tetkik ve tedavi ihtiyaçları nedeniyle Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Gökçeada Havalimanı’nda Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansı ‘Hava-17’ ekibine teslim edilen hastalar, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gökçeada’da rahatsızlanan iki hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 10:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/gokceadada-rahatsizlanan-iki-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-130930-20251114.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/gokceadada-rahatsizlanan-iki-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-130930-20251114.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/gokceadada-rahatsizlanan-iki-hasta-helikopter-ambulansla-canakkaleye-sevk-edildi-130930-20251114.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde tesis ve hasta güvenliği konuşuldu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-mehmet-akif-ersoy-devlet-hastanesinde-tesis-ve-hasta-guvenligi-konusuldu-27641.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-mehmet-akif-ersoy-devlet-hastanesinde-tesis-ve-hasta-guvenligi-konusuldu-27641.html</link>
                    <description><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde tesis ve hasta güvenliği konuşuldu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘Tesis ve Hasta Güvenliği Toplantısı’ gerçekleştirildi.
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde tesis ve hasta güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda hasta güvenliği uygulamaları, risk yönetimi, acil durum süreçleri ve tesis güvenliği başlıkları ele alındı. Kalite Yönetim Birimi tarafından organize edilen toplantıya Hastane Başhekimi Op. Dr. Hasan Keser, hastane yönetimi ve birim sorumluları katıldı.
Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, toplantıda yaptığı konuşmada, "Hasta ve çalışan güvenliği, sağlık hizmetlerimizin temelini oluşturuyor. Bu kapsamda yürüttüğümüz kalite çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyoruz. Tüm çalışma arkadaşlarıma, birim sorumlularımıza özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" dedi.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde tesis ve hasta güvenliği konuşuldu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 08:55:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/07112025115536_be3fdb01c555cb56b76e4b68351d2e25.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/07112025115536_be3fdb01c555cb56b76e4b68351d2e25.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/07112025115536_be3fdb01c555cb56b76e4b68351d2e25.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vatandaşlardan organ bağışına yoğun ilgi
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-vatandaslardan-organ-bagisina-yogun-ilgi-27630.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-vatandaslardan-organ-bagisina-yogun-ilgi-27630.html</link>
                    <description><![CDATA[Vatandaşlardan organ bağışına yoğun ilgi
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de Organ Bağışı Haftası çerçevesinde Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde düzenlenen etkinlikte, hastaneye ayaktan başvuran hasta ve hasta yakınları da organ bağışında bulunarak bağışa dikkat çekmek istedi.Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Organ bağışının önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte resim sergisi yer aldı. Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü etkinlik çerçevesinde organ bağışında bulunarak örnek olurken, hastaneye ayaktan başvuran hasta ve hasta yakınları da organ bağışına yoğun ilgi gösterdi. Etkinliğe İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Görgülü, Halk Sağlığı Başkanı Uzman Dr. Aslı Okan, Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, davetliler ile hastane çalışanları katıldı.Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Hasan Keser, organ bağışının önemine dikkat çekerek, "Bir organ, bir hayat demektir. Bugün burada amacımız; toplumumuzda organ bağışına dair farkındalığı artırmak ve daha fazla insanı bu harekete dahil etmektir. Bağışlanan her organ, umut bekleyen bir hastanın yeniden hayata tutunması demektir. Hastanemiz olarak bu konuda üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz" dedi.Organ bağışının hayat kurtaran en değerli iyiliklerden biri olduğunun vurgulandığı etkinlik, katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Vatandaşlardan organ bağışına yoğun ilgi
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 18:32:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04112025213311_d526352f0db356e19b886c12a0b7386a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04112025213311_d526352f0db356e19b886c12a0b7386a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04112025213311_d526352f0db356e19b886c12a0b7386a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çanakkale’de ilk kez TAR yöntemi ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-ilk-kez-tar-yontemi-ile-dev-insizyonel-herni-onarimi-gerceklestirildi-27513.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-ilk-kez-tar-yontemi-ile-dev-insizyonel-herni-onarimi-gerceklestirildi-27513.html</link>
                    <description><![CDATA[Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde ilk kez transversus abdominis release (TAR) tekniği ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesine, 35 yaşındaki erkek hasta önceki batın cerrahisine bağlı gelişen ameliyat yeri fıtığı nedeniyle başvurdu. Hastaya, Gastroenteroloji Uzmanı Op. Dr. Barış Türker ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Kurtkulağı’nın gerçekleştirdiği cerrahi operasyonla, Çanakkale Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan open transversus abdominis Rrelease (TAR) tekniği kullanılarak başarılı bir onarım yapıldı.
Bu yöntemde karın ön duvarı kas katmanları dikkatle ayrılarak yama kasların arkasına yerleştirildi. Böylece karın duvarı yeniden yapılandırılarak gerginliksiz ve kalıcı bir onarım sağlandı.
Bu yöntem büyük ve tekrarlayan karın duvarı fıtıklarının tedavisinde modern cerrahinin altın standart yaklaşımlarından biri olarak kabul edilirken Op. Dr. Barış Türker, operasyonla ilgili şunları söyledi:

"Hastamızda oldukça geniş bir karın duvarı defekti mevcuttu. TAR tekniği sayesinde hem fizyolojik bir karın duvarı bütünlüğü sağladık hem de gerginlik oluşturmadan kalıcı bir onarım gerçekleştirdik. Bu başarılı operasyon, hastanemizde ileri düzey karın duvarı cerrahisi açısından önemli bir adım oldu."
Op. Dr. Özgür Kurtkulağı ise, "TAR yöntemi, özellikle geniş ve tekrarlayan fıtıklarda hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran, modern ve güvenilir bir yaklaşımdır. Bu operasyonun başarılı şekilde tamamlanması, ekibimiz adına büyük bir mutluluk kaynağı oldu" dedi.
Hastaneden yapılan açıklamada, "Bu başarıyla birlikte cerrahi ekibimiz, hastanemizde kompleks karın duvarı rekonstrüksiyonlarında yeni bir dönemin kapısını aralamıştır" ifadelerine yer verildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çanakkale’de ilk kez TAR yöntemi ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 22:42:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/canakkalede-ilk-kez-tar-yontemi-ile-dev-insizyonel-herni-onarimi-gerceklestirildi-014914-20251010.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/canakkalede-ilk-kez-tar-yontemi-ile-dev-insizyonel-herni-onarimi-gerceklestirildi-014914-20251010.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/canakkalede-ilk-kez-tar-yontemi-ile-dev-insizyonel-herni-onarimi-gerceklestirildi-014914-20251010.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Böbreği ile oğluna ikinci kez hayat verdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bobregi-ile-ogluna-ikinci-kez-hayat-verdi-27506.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bobregi-ile-ogluna-ikinci-kez-hayat-verdi-27506.html</link>
                    <description><![CDATA[2.5 yaşında rahatsızlığı tespit edilen Yusuf Eren'in yaşam mücadelesi 22 yıl sonra böbrek nakliyle yeni döneme girdi. Annesi, oğluna ikinci kez hayat verdi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale'de yaşayan Kadriye-Mesut Özbek çiftinin iki çocuğundan büyüğü olan Yusuf Eren'e, 2.5 yaşında kansızlık nedeniyle yapılan tetkiklerde doğuştan böbrek kanallarında darlık tanısı konuldu. Sol böbreği gelişmemiş, sağ böbreği ise hasar görmüştü. Darlık açma ameliyatı geçiren Eren'in 10 yıl bu şekilde idare edebileceği belirtilse de düzenli doktor kontrolü ve iyi bakım sayesinde 22 yaşına kadar geldi. Ancak geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan tetkiklerde kreatinin değerleri yükselince diyaliz süreci başladı. Bir ay diyaliz tedavisi gören Eren, nakil için Acıbadem Kent Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde annesi Kadriye Özbek'in uygun verici olduğu belirlendi. 28 Ağustos'ta gerçekleştirilen nakil operasyonu, Uzm. Dr. Işık Özgü başkanlığındaki Uzm. Dr. Uğur Saraçoğlu, Prof. Dr. Hüseyin Töz, Doç. Dr. Ebru Sevinç Ok, Uzm. Dr. Gökhan Ekin ve Doç. Dr. Mert Akan'dan oluşan ekip tarafından başarıyla gerçekleştirildi.

Doğum günü 1 Ekim
Kontrollerine düzenli devam eden Eren, doğum günü olan 1 Ekim'de hastaneye geldiğinde büyük bir sürprizle karşılaştı. Böbrek nakli ekibi, doğum gününe özel pasta keserek Eren'e moral verdi. Pastasını Prof. Dr. Hüseyin Töz ve Uzm. Dr. Işık Özgü ile birlikte kesen Eren, hem ekibe hem de annesine teşekkür ederek, "Yıllarca hastalığı kendime kondurmadım. Diyaliz sürecim sadece bir ay sürdü. Annem bana böbreğini vererek makineye bağlı yaşamaktan kurtardı. Şimdi yeni bir hayat başlıyor. Trakya Üniversitesi Hibrit ve Elektrikli Araçlar Teknolojisi Bölümünden mezun oldum. Makinesiz, özgür bir hayata adım atıyorum" dedi.
Anne Kadriye Özbek ise oğluna böbreğiyle şifa olmanın tarif edilemez bir mutluluk olduğunu söyledi.
Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Töz de hastasıyla ilgili şu bilgileri paylaştı:
"Eren, 2.5 yaşında kansızlık nedeniyle yapılan tetkiklerde doğuştan böbrek kanal darlığı tanısı almıştı. 20 yıl boyunca kronik böbrek hastası olarak takip edildi. Diyaliz sürecinin ardından annesi gönüllü verici oldu ve nakil başarıyla gerçekleşti. Kontrol randevusu doğum gününe denk gelince ekip arkadaşlarımız küçük bir kutlama organize etti. Hastalarımızın moral ve motivasyonu bizim için çok önemli. Eren'in yeni yaşını sağlık dileklerimizle kutladık."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Böbreği ile oğluna ikinci kez hayat verdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 08:28:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bobregi-ile-ogluna-ikinci-kez-hayat-verdi-113109-20251008.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bobregi-ile-ogluna-ikinci-kez-hayat-verdi-113109-20251008.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bobregi-ile-ogluna-ikinci-kez-hayat-verdi-113109-20251008.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geceleri altını ıslatan çocukların ailelerine önemli uyarılar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-geceleri-altini-islatan-cocuklarin-ailelerine-onemli-uyarilar-27480.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-geceleri-altini-islatan-cocuklarin-ailelerine-onemli-uyarilar-27480.html</link>
                    <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nefroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Günay, çocukların geceleri altını ıslatmaları (Enürezis nokturna) hakkında açıklama yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Günay, "Enürezis nokturna, yani gece altını ıslatma, çocuklarda sık görülen ve aileleri endişelendiren bir durumdur. Ancak bu sorun çocuğun iradesizliği ya da tembelliği ile ilgili değildir; genetik, gelişimsel ve çevresel faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Doğru yaklaşım ve tedavi yöntemleri ile çoğu çocukta zamanla tamamen düzelebilir. Ailelerin sabırlı ve destekleyici tutumu, çocuğun özgüvenini korumak ve süreci kolaylaştırmak için çok önemlidir. Unutmayın, enürezis tedavi edilebilir bir durumdur ve çocuğunuzun yalnız olmadığını bilmesi en büyük güç kaynağıdır" dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Günay, "Enürezis Nokturna’nın çocukluk çağında 5 yaşından sonra gece yatak ıslatmasının devam etmesi olarak tanımlandığını söyledi. Okul çağı çocuklarının 10 çocuktan 1 tanesinin problemidir, aslında bu durum. Ancak ailelerin konuşmaktan çekindiği bu durumdan bazı basit önlemlerle tedavi edilebileceğini biliyoruz. Altta yatan birçok neden olabilir. Genetik, mesanenin gelişmesinin gecikmesi, gece idrar miktarının fazla olması, gece uykusunun derinliğinin fazla olması gibi nedenler bu duruma sebep olabilir. Aileler, çocukların inatlaşarak, bilerek ve isteyerek yaptığını düşünmemesi gerekir" ifadelerini kullandı.

"Bu durumlar basit önlemlerle çocuklukta başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir"
Basit önlemlerle bu durumların, çocuklukta başarılı bir şekilde tedavi edilebildiğini ifade eden Günay, "Gece yatmadan 2 saat önce sıvı alımının kısıtlanması, yatmadan önce tuvalete götürülmesi ve yattıktan 1-1.5 saat sonra 1 kere gece uykudan idrarını yaptırmak için kaldırılması başarılı olabilir. Ayrıca çok şekerli gıdaların, kafeinli gıdaların hayattan çıkartılması basit önlemler şeklinde uygulanabilir. Bunlarla tedavi olmayan çocuklarda özellikle 6 aylıktan uzun sürede kuru kaldıktan sonra gece alt ıslatması başladıysa ve bu gece ıslatmalarına ve gündüz ıslatmaları da eşlik ediyorsa bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu.

"Ailelerin sabırlı ve destekleyici olması çok kıymetlidir"
Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Günay, "Unutmayalım ki bu durum çocuğun bilerek isteyerek yaptığı bir durum değildir. Ailelerin sabırlı ve destekleyici olması çok kıymetlidir. Erken dönemde destekle hem çocuğun hem de ailenin hayat kalitesi belirgin şekilde artar. Gelin bu problemi birlikte halledelim" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Geceleri altını ıslatan çocukların ailelerine önemli uyarılar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 08:57:05 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/geceleri-altini-islatan-cocuklarin-ailelerine-onemli-uyarilar-115738-20251002.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/geceleri-altini-islatan-cocuklarin-ailelerine-onemli-uyarilar-115738-20251002.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/geceleri-altini-islatan-cocuklarin-ailelerine-onemli-uyarilar-115738-20251002.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kış aylarında artan salgın hastalıklarda maske yeniden gündeme gelebilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-kis-aylarinda-artan-salgin-hastaliklarda-maske-yeniden-gundeme-gelebilir-27479.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-kis-aylarinda-artan-salgin-hastaliklarda-maske-yeniden-gundeme-gelebilir-27479.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte grip, nezle ve Covid-19 gibi solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Uzmanlara göre bu artışın arkasında yalnızca soğuk hava değil, birden fazla etken bulunuyor. Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, kış aylarında ikinci zirve dalganın yaşanabileceğini belirterek, maske kullanılması konusunda uyarıda bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Soğuk ve kuru hava, burun ve boğaz mukozasını kurutarak virüslerin tutunmasını kolaylaştırıyor. Düşük nem bağışıklık bariyerlerini zayıflatırken, kapalı ve yetersiz havalandırılan ortamlarda geçirilen sürenin artması damlacık yoluyla bulaşmayı hızlandırıyor. Güneş ışığının azalmasıyla D vitamini seviyelerindeki düşüş de bağışıklığı olumsuz etkiliyor. Ayrıca influenza ve SARS-CoV-2 gibi virüslerin düşük sıcaklık ve düşük nem koşullarında daha uzun süre canlı kalabildiği biliniyor.

İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hatice Merve Bayram, "Kış ayları aslında enfeksiyonlar için adeta mükemmel fırtına koşullarını oluşturuyor. Hem çevresel faktörler hem de bağışıklığı zayıflatan yaşam alışkanlıkları bu dönemde hastalıkların yayılımını kolaylaştırıyor" dedi.

"Kış aylarında yeni dalga olasılığı var"
Son haftalarda influenza ve Covid-19 vakalarında yeniden artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Bayram, 2025-2026 kışında ikinci bir zirve dalgasının muhtemel olduğuna dikkat çekti. Bayram, toplum bağışıklığının zamanla azalması, yeni varyantların ortaya çıkması ve aşıların etkinlik düzeylerindeki farklılıkların bu riski artırdığını vurguladı. Okulların açılmasıyla birlikte kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin arttığını ifade eden Doç. Dr. Bayram, "Özellikle çocukların bir arada bulunduğu sınıflar ve toplu yaşam alanları virüslerin yayılması için uygun ortam oluşturuyor. Vaka artışlarını ilk haftalardan itibaren görmek mümkün" diye konuştu.

"Maske basit ama etkili bir korunma aracı"
Pandemi sonrası gündelik hayatta maskelerin terk edildiğini hatırlatan Doç. Dr. Bayram, kış aylarında kapalı ve kalabalık ortamlarda maskenin hâlâ akılcı bir önlem olduğunu söyleyerek, "Toplum genelinde zorunluluk öngörmek için erken olsa da risk gruplarında maske kullanımı bu kış yeniden gündeme gelebilir. Maske, basit ama etkili bir korunma aracı olmaya devam ediyor" dedi.

Çocuklar ve yaşlılar daha kırılgan
Çocukların bağışıklık sistemlerinin tam olgunlaşmamış olması, yaşlıların ise bağışıklık kapasitesinin doğal olarak azalması nedeniyle bu grupların daha yüksek risk altında olduğunu belirten Doç. Dr. Bayram, özellikle grip aşısının önemine dikkat çekti. Bayram, düzenli uyku, dengeli beslenme, D ve C vitamini desteği ile hijyen kurallarına uyumun hayati önemde olduğunu vurguladı.

Bağışıklığı güçlendiren günlük alışkanlıklar
Doç. Dr. Bayram, kış aylarında bağışıklık sistemini güçlü tutmak için tek bir yöntem olmadığını, bunun günlük yaşam alışkanlıklarının bütünüyle mümkün olabileceğini vurguladı. Beslenmenin bu noktada en önemli unsurlardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Bayram, "Akdeniz tipi, sebze-meyve ağırlıklı, vitamin ve mineral yönünden zengin bir diyet bağışıklığın temel dayanağıdır" dedi.
Yeterli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemi için vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bayram, "Gece 7-8 saat kesintisiz uyku, vücudun kendini yenilemesi açısından kritik rol oynar" ifadelerini kullandı.
Fiziksel aktivitenin de bağışıklığı doğrudan desteklediğini belirten Doç. Dr. Bayram, "Her gün en az 30 dakika tempolu yürüyüş ya da orta şiddette egzersiz, vücudu hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir" şeklinde konuştu.

Stres hormonlarını dengelemek bağışıklığı artırıyor
Stres yönetimi ve hijyen alışkanlıklarının önemine değinen Doç. Dr. Bayram, "Meditasyon, nefes egzersizleri ya da doğada vakit geçirmek gibi yöntemler stres hormonlarını dengeleyerek bağışıklığı korur. Ellerin düzenli yıkanması, kapalı alanların havalandırılması ve gerektiğinde maske kullanımı hâlâ en basit ve en etkili önlemler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.
Son olarak yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Bayram, "Günde en az 1,5-2 litre su içmek, mukozaların nemli kalmasını sağlayarak vücudun savunma sistemini güçlendirir" dedi.
Bayram, tüm bu alışkanlıkların birlikte uygulanmasının kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonlarına karşı en güçlü kalkan olduğunu şu sözlerle belirtti:
"Sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve hijyen alışkanlıkları, bağışıklığımızı ayakta tutan en sağlam dayanaklardır."
Uzmanlar, kış aylarında enfeksiyonlardan korunmanın yalnızca bireysel önlemlerle değil, aynı zamanda toplumsal farkındalıkla da mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, hijyen alışkanlıkları ve aşıların ihmal edilmemesi, hem bireysel sağlığı hem de toplum sağlığını korumada kritik rol oynuyor. Uzmanlar, alınacak basit ama istikrarlı önlemlerle kış mevsiminin zorlayıcı koşullarına karşı daha güçlü bir bağışıklık kalkanı oluşturulabileceğini vurguluyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kış aylarında artan salgın hastalıklarda maske yeniden gündeme gelebilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 08:55:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/kis-aylarinda-artan-salgin-hastaliklarda-maske-yeniden-gundeme-gelebilir-115646-20251002.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/kis-aylarinda-artan-salgin-hastaliklarda-maske-yeniden-gundeme-gelebilir-115646-20251002.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/kis-aylarinda-artan-salgin-hastaliklarda-maske-yeniden-gundeme-gelebilir-115646-20251002.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[7 yaşındaki Yağmur hem baba hem de dayısına sigarayı bıraktırdı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-7-yasindaki-yagmur-hem-baba-hem-de-dayisina-sigarayi-biraktirdi-27461.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-7-yasindaki-yagmur-hem-baba-hem-de-dayisina-sigarayi-biraktirdi-27461.html</link>
                    <description><![CDATA[7 yaşındaki Yağmur hem baba hem de dayısına sigarayı bıraktırdı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de sağlık elçisi olan 7 yaşındaki Yağmur Yıldız hem babasına hem de dayısına sigarayı bıraktırdı.Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol çerçevesinde temel eğitim çağındaki çocuklara sağlık bilinci kazandırmayı amaçlayan "Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" projesi hayata geçirildi. Proje çerçevesinde okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara öğretmenleri, UMKE ekipleri, 112 Acil Çağrı Merkezi ekipleri, aile hekimleri eşliğinde kişisel bakım alışkanlıkları, sağlık bilinci öğretildi. Proje kapsamında eğitimlerini alan öğrencilerin her biri ‘Sağlık Elçisi’ seçildi. Çanakkale’de proje çerçevesinde ise toplam 800 öğrenci hem teorik hem de pratik eğitimler aldı. Bu proje çerçevesinde eğitim alan öğrencilerden biri olan Yağmur Yıldız ise hem babası Oğuz Yıldız (36) hem de dayısı Sacit Uslu’ya (33) sigarayı bıraktırdı. Dayısı Sacit Uslu da bu sigara bırakma sürecinde yeğeni Yağmur’dan büyük destek aldığını belirtti."Artık çok mutluyum çünkü artık hiç hasta olmayacaklar"Babası ve dayısına sigarayı bıraktıran Yağmur Yıldız, o süreci böyle anlattı; "Babam, dayım ve dedem çok sigara içiyordu. Dedemin sigara içmekten ciğerleri hasta oldu. O yüzden öldü. Ben dayım ve babamı sigaralarını bırakmaları için ikna ettim. onlar da beni dinleyip bıraktılar. Ben o sigara paketlerinin üstündeki resimlerden çok korkuyordum, onları söyledim bırakmaları için. Babam Özge doktordan yardım aldı. Dayım da başka bir doktordan yardım aldı. Dedemin çok hasta olduğunu gördüm, çok üzüldüm. Bu yüzden dayım ve babama da sigara bırakmaları için çok ısrar ettim. Onlar da beni üzmeyip bıraktılar. Çok mutluyum çünkü hiç hasta olmayacaklar.""Çocuklarınız için sigarayı bırakın yoksa çocuklarınız sizi gördüğünde üzülür ve dumandan rahatsız olur"Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun Çanakkale ziyaretinde de onunla görüştüğünü belirten Sağlık Elçisi Yıldız, "Sağlık Bakanı geldi onunla da görüştüm. Sağlık elçiliği görevimi yerine getirdiğimi ona da aktardım. Dayım ve babam sigara içerken çok duman geliyordu bana ve ondan da bırakmalarını istiyordum, nefes alamıyordum, çok rahatsız oluyordum. Burnumu tıkayıp başka bir yere gidiyordum. Babam ve dayım bundan dolayı beni kırmayarak sigarayı bıraktılar. Çok mutluyum hiç ciğerleri rahatsız olmayacak, beni de duman rahatsız etmeyecek. İlk önce çocuklara sesleniyorum çocuklar anne ve babanıza sigarayı bıraktırın. Büyüklere sesleniyorum çocuklarınız için sigarayı bırakın yoksa çocuklarınız sizi gördüğünde üzülür ve dumandan rahatsız olur" dedi."Hiç başlamamam gerekirdi"Askerlik yaparken sigaraya başladığını aktaran Sacit Uslu, "Lise yıllarında sigara içiyordum ben askerde başladım ama çevremdeki arkadaşlarım içerdi. Onlarla birlikte ben de disipline giderdim. Ondan sonra askerde sigara içmediğim halde hani içtimalarda herkes bilir, her Türk genci bunu bilir, sigara içmeyenlerle, içenler ayrılmaz, askerde herkes birdir. Onlarla birlikte sabah sigara izmaritlerin toplardım ki o zamanlar bile çok tiksinirdim. Hani babam da yıllarca içti, ben babamdan bile yani kokusundan tiksiniyordum. Çok fazla aynı ortamda bulunmak istemezdim, sinir olurdum. Ben bu sigarayı içmiyorum ama cezasını herkesle birlikte çekiyorum deyip başladım. Tabi bu gençlikte yanlış bir düşünceydi, hiç başlamamam gerekirdi" diye konuştu."Sigaraya başladıktan sonra hayatımda çok değişiklikler oldu"Sigaraya başladıktan sonra hayatında olumsuz değişikliklerin başladığını vurgulayan Uslu, "Sigaraya başladıktan sonra hayatımda çok değişiklikler oldu. O zamanlar spor yapıyordum, bir yerden sonra tıkanmaya başladım. Halı saha maçlarında hani maç bitsin diye dua ediyordum. Bu olayların üst üste geldi. Çeşitli dönemlerde tek başıma bırakmaya çalıştım ama olmadı. Dediğim gibi bu süreçte ailenin desteği çok önemli. Bana yeğenim Yağmur çok destekçi oldu. Artık sigarayı bırakmam konusunda resmen benle kavga etmeye başladı" ifadelerini kullandı.Sigara Bırakma Polikliniği ile sigarayı hayatından tamamen çıkardıÇanakkale Sağlık İl Müdürlüğünde çalışan ablası Ebru Yıldız sayesinde Sigara Bırakma Polikliniğine gelen Uslu, sigara bırakma sürecini şöyle aktardı: "Bir gün ablam aradı, dedi ki Sağlık Bakanlığının Sigara Bırakma Polikliniği var, yurt dışından bir ilaç geldi, deneme amaçlı istersen bir de onu dene. Ben de deniyim dedim. Bir şey kaybetmem sonuçta ama işime yararsa kazanacağım bir gençliğim var, bir ömrüm var, bu düşünceyle gittim. Doktorumuz orada çok güzel yardımcı oldu, çok iyi ilgilendi. Çeşitli sorularla benim bağımlılık derecemi ölçtüler ona göre ilacın kullanma talimatlarıyla beraber ben ayrıldım oradan. İlacımı kullanmaya başladım zaten ilk beş gün içinde ben yavaş yavaş sigaraya karşı bir isteksiz olmaya başladım. 5 günün sonunda tamamen sildim ama ilaçlarımı kullanmaya devam ettim, bitirene kadar. Ondan sonra aklımda tamamen sildim."Gerçekten herkese yeni bir hayat verdilerSağlık Bakanlığının sigara bırakmaya yönelik projesi sayesinde birçok kişiye yeni bir hayat verdirdiğini vurgulayan Uslu, "Benden feyz alarak alarak 2 tane iş arkadaşım vardı, onlar da çok sigara içiyordu, onlara söyledim bu yöntemi, onlar da gitti. Onlar da başardı. Biz başardıysak herkes başarabilir bunu ama bu süreçte dediğim gibi ailenin desteği çok önemli. Sağlık Bakanlığımızın bu projesine gerçekten çok minnettarım. Benim gibi bir çok gencin hatta orta yaşlının ve yaşlı kesimin de çok hayır duasını aldılar. Gerçekten herkese yeni bir hayat verdiler" şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[7 yaşındaki Yağmur hem baba hem de dayısına sigarayı bıraktırdı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 07:36:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24092025103649_e896f870a2dc1149f78a264c3d4cb77c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24092025103649_e896f870a2dc1149f78a264c3d4cb77c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24092025103649_e896f870a2dc1149f78a264c3d4cb77c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Okula giden çocuklarda bağışıklığı güçlendirecek öneriler
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-okula-giden-cocuklarda-bagisikligi-guclendirecek-oneriler-27424.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-okula-giden-cocuklarda-bagisikligi-guclendirecek-oneriler-27424.html</link>
                    <description><![CDATA[Okula giden çocuklarda bağışıklığı güçlendirecek öneriler
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Okul döneminde çocukların bağışıklıklarını güçlendirmek için sağlıklı beslenme, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite ve hijyenin önemine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Polat, "Çocukların bağışıklık sistemi yetişkinler kadar deneyimli değildir. Birçok virüsle ilk kez karşılaştıkları için enfeksiyonlara daha yatkın olurlar. Hijyen alışkanlıklarının tam oturmamış olması da bulaşmayı kolaylaştırır" dedi.

VM Medical Park Maltepe Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Polat, okul çağındaki çocukların özellikle ilk yıllarda sık hastalanmasının doğal bir süreç olduğunu belirterek, bu dönemde ailelerin bağışıklık, hijyen ve beslenmeye dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

"Sınıflar sık havalandırılmalı"
Çocukların okul ortamında çok sayıda kişiyle yakın temas halinde olduklarını dile getiren Uzm. Dr. Polat, "Bu durum damlacık ve temas yoluyla mikropların kolayca yayılmasına zemin hazırlar. Çocukların bağışıklık sistemi yetişkinler kadar deneyimli değildir. Birçok virüsle ilk kez karşılaştıkları için enfeksiyonlara daha yatkın olurlar. Hijyen alışkanlıklarının tam oturmamış olması da bulaşmayı kolaylaştırır" diye konuştu.

Özellikle kış aylarında sınıfların havasız kalmasının solunum yolu enfeksiyonlarını artırdığını belirten Dr. Polat, yetersiz uyku, dengesiz beslenme ve okul stresinin de bağışıklık sistemini zayıflatan faktörler olduğunu vurguladı.

"Dengeli beslenme bağışıklık için ilk adım"
Çocukların bu dönemi daha sağlıklı atlatabilmesi için beslenmenin önemine değinen Uzm. Dr. Polat, "Çocuğun tabağında mutlaka bir protein kaynağı, bir sebze veya meyve, bir süt ürünü ve sağlıklı yağ bulunmalıdır. Renkli sebze ve meyveler vitamin ve antioksidan açısından zengindir. Süt ürünleri bağırsak florasını destekler, tam tahıllar lif ve B vitaminleriyle bağışıklığa katkı sağlar. Rafine şeker ve paketli gıdalar ise bağışıklığı zayıflatır" dedi.

"Aşılar koruyucu kalkan görevi görür"
Aşıların okul çağındaki çocukların sağlığında önemli rol oynadığını kaydeden Uzm. Dr. Polat, "Kalabalık ortamlarda bulaşıcı hastalıklarla karşılaşma riski artar. Aşılar çocukları koruyucu bir kalkan gibi sarar. Kızamık, boğmaca, suçiçeği gibi hastalıklar okulda hızla yayılabilir. Ancak aşılı çocuklar bu enfeksiyonlara karşı daha güçlü bağışıklık geliştirir. Hastalığa yakalansalar bile genellikle daha hafif geçirirler ve okul devamlılıkları aksamaz" ifadelerini kullandı.

"Hijyen alışkanlıkları erken yaşta kazandırılmalı"
Hijyenin önemine değinen Uzm. Dr. Polat, "Çocuklara yemekten önce-sonra, tuvalet sonrası, eve gelince ve öksürük veya hapşırık sonrasında mutlaka ellerini yıkamaları öğretilmelidir. Hapşırırken dirseğe veya mendile doğru yapmaları gerektiği hatırlatılmalı, mendil sonrası eller yıkanmalıdır. Ayrıca su şişesi, havlu, beslenme kabı ve kalem gibi eşyalarını kimseyle paylaşmamaları gerektiği öğretilmelidir" dedi.

"Anne babalar örnek olmalı"
Anne-baba ve öğretmenlerin çocuklara örnek olması gerektiğini aktaran Uzm. Dr. Polat, "Çocuklar büyüklerini örnek alır. Ebeveynler hijyene dikkat ettiğinde çocukların da bu alışkanlığı kazanması kolaylaşır" dedi.

Uzm. Dr. Polat, "Çocukların sık hastalanması çoğu zaman bağışıklık sistemlerinin mikropları tanıyıp güçlenme sürecinin doğal bir parçasıdır. Ancak dengeli beslenme, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite, hijyen alışkanlıkları ve aşıların tam olması bu sürecin daha hafif atlatılmasını sağlar" diyerek sözlerini tamamladı.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Okula giden çocuklarda bağışıklığı güçlendirecek öneriler
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 17 Sep 2025 10:43:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/17092025134400_cd115c7e926e96b1837eab89788d7f48.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/17092025134400_cd115c7e926e96b1837eab89788d7f48.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/17092025134400_cd115c7e926e96b1837eab89788d7f48.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çanakkale’de tütünle mücadele]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-tutunle-mucadele-27381.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-canakkalede-tutunle-mucadele-27381.html</link>
                    <description><![CDATA[Çanakkale’de 3-9 Eylül tarihleri arasında olan ‘Halk Sağlığı Haftası’ nedeniyle İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri sahada tütünle mücadele için çalışmalar düzenledi.
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de ‘Halk Sağlığı Haftası’ nedeniyle İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri sahada vatandaşlarla bir araya geldi. ‘Halk Sağlığı Haftası’ çerçevesinde düzenlenen etkinlikleri İl Sağlık Müdür Vekili Uzman Doktor Yavuz Adanur ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzman Doktor Aslı Okan yerinde inceledi.
Mobil sigara bırakma polikliniği ve timleri sahada
Mobil sigara bırakma polikliniği ve mobil sigara bıraktırma timleri kordonda ilk kez vatandaşlarla buluştu. Sigara bırakma konusunda sertifikalı hekimler vatandaşlara bu süreçte sunulan desteklerden bahsederek tütün ürünlerinin zararlarını anlattılar.
Sigarayla mücadelede yeni yaklaşım ‘yerinde sigara bırakma danışmanlığı’
İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde ‘Sigara Bırakma Polikliniği Hizmeti’ sunan hekimler tarafından ‘yerinde sigara bırakma danışmanlığı’ ile kamu kurum ve kuruluşlarında sigara bırakma desteği veriliyor.
Dumansız hava sahası için ekipler denetimde
Dumansız hava sahası denetimleri için tütün denetim ekibi, iş yerlerini ziyaret etti. Ziyaretlerde vatandaşlara tütünün zararları ve sigara bırakma konusunda İl Sağlık Müdürülüğü ekipleri tarafından verilen destekleri anlattılar.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çanakkale’de tütünle mücadele - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 06:54:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/canakkalede-tutunle-mucadele-095843-20250905.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/canakkalede-tutunle-mucadele-095843-20250905.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/canakkalede-tutunle-mucadele-095843-20250905.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bayramiç'te orman yangını]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bayramicte-orman-yangini-27278.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bayramicte-orman-yangini-27278.html</link>
                    <description><![CDATA[Bayramiç'te ormanlık alanda yangın çıktı. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bayramiç İlçesi Üzümlü yakınlarında ormanlık alanda yangın çıktı. Ekipler, yangına karadan müdahale ediyor.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bayramiç'te orman yangını - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 15 Aug 2025 21:41:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bayramicte-orman-yangini-004307-20250816.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bayramicte-orman-yangini-004307-20250816.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bayramicte-orman-yangini-004307-20250816.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-ezinede-cikan-orman-yanginin-ardindan-saglik-taramasi-yapildi-27262.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-ezinede-cikan-orman-yanginin-ardindan-saglik-taramasi-yapildi-27262.html</link>
                    <description><![CDATA[Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’nin Ezine ilçesinde çıkan orman yangını sonrasında ilçe sağlık müdürlüğü ekipleri tarafından vatandaşlara sağlık taraması yapıldı.Ezine ilçesi Pınarbaşı köyünde 11 Ağustos tarihinde ormanlık alanda yangın çıktı. Alevler rüzgarında etkisiyle büyüdü. İhbar üzerine bölgeye gelen Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı. Yangın sonrası Ezine İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından vatandaşlara sağlık taraması yapıldı.Konuyla ilgili açıklama yapan Ezine İlçe Sağlık Müdürü Dr. Deniz Sönmez, "Aynı zamanda UMKE gönüllüleri olan Ezine İlçe Sağlık Müdürü Dr. Deniz Sönmez ve Müdürlük Personeli Hanife Acar Ergin, Süleyman Yavaşoğlu ve Sosyal Çalışma Uzmanı Emine Karaman tarafından, Ezine Pınarbaşı Köyü’nde 11.08.2025 tarihinde başlayan yangın dolayısıyla Pınarbaşı köyü ve yakınında bulunan Bozalan, Karadağ, Çamköy köylerinde sahada durum değerlendirilmesi yapıldı. Ezine Kaymakamlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, Orman Şefliği, Köy Muhtarları, Sağlık Evi Ebeleri ve Çimento Fabrikası ile gün boyu irtibatta kalındı. Pınarbaşı ve yakın köylerde bulunan bakıma muhtaç ve engelli hastalar evlerinde ziyaret edildi. Yangının akşam saatlerinde kontrol altına alındığı ve hiçbir vatandaşımızın yaralanmadığı bilgisi alındı" ifadelerini kullandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ezine’de çıkan orman yangının ardından sağlık taraması yapıldı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 08:17:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/14082025111732_6ae18bd515079307dea0fb526d19c5cf.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/14082025111732_6ae18bd515079307dea0fb526d19c5cf.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/14082025111732_6ae18bd515079307dea0fb526d19c5cf.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Küçük kalpler dijital risk altında
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-kucuk-kalpler-dijital-risk-altinda-27178.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-kucuk-kalpler-dijital-risk-altinda-27178.html</link>
                    <description><![CDATA[Küçük kalpler dijital risk altında
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin günde altı saate kadar çıktığını aktaran Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Cüneyt Koçaş, ebeveynleri uyardı; "Ekran ışığı uyku kalitesi düşürür. Bu durum metabolizmayı bozarak kalp üzerinde dolaylı yükü arttırır."
Danimarka’da yapılan bir araştırmada, akıllı telefon ve diğer elektronik cihazlarla aşırı zaman geçirmenin, çocuklar ve gençlerin kalp sağlığını olumsuz yönde etkilediği gözler önüne serildi. Araştırmada, ekran başında geçirilen uzun sürelerin, hareketsiz yaşam tarzını teşvik ederek kardiyovasküler riskleri artırdığı belirtildi.
Binden fazla çocuk ve gencin verilerini analiz eden araştırmacılar, özellikle az ve geç uyuyanlarda bu riskin daha belirgin olduğu ve ekran süresinin uyku süresini "çalabileceğini" öne sürdüler. Daha fazla uyumanın, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve insülin direnci gibi rahatsızlıkların riskini azaltmaya yardımcı olduğu da aktarıldı. Araştırmacılar, daha kısa süre uykuda kalmanın ve daha geç uyumanın, daha uzun süre uyuyan ve daha erken uyuyanlara kıyasla aynı ekran süresiyle ilişkili önemli ölçüde daha yüksek bir riskle bağlantılı olduğunu söyledi.

Kalp üzerindeki yükü artırabilir
Yapılan araştırmayı değerlendiren Kardiyoloji Uzmanı Prof. Cüneyt Koçaş, ekran başında geçirilen sürenin günde altı saate kadar çıktığını kaydetti.
Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, uzun ekran sürelerinin kardiyometabolik riskleri artırabileceğine dikkat çekerek, ebeveynlere önemli bir uyarıda bulundu: "Çocukların ekranla geçirdiği zamanı erken saatlere                                                                             çekin, uyku süresini uzatın."
Uzun süre ekran başında oturmanın fiziksel aktiviteyi azalttığını belirten Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, olumsuz etkilerini de şöyle özetledi:
"Bu durum kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebilir, obezite riskini artırır, insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişimine zemin hazırlar."
Ekran ışığının melatonin üretimini baskılayarak uyku kalitesini düşürdüğünü aktaran Prof. Dr. Koçaş, "Mavi ışığa maruz kalmak, sirkadiyen ritimleri etkileyen bir hormon olan melatonin salgılanmasını baskılar. Bu baskı metabolizmayı bozarak, kalp üzerinde dolaylı yükü artırır. Yapılan bazı araştırmalarda bozulan uyku düzeninin kanser, diyabet, kalp hastalığı ve obeziteye yol açabileceğini gösteriyor. Ekran karşısında geçirilen süre arttıkça abur cubur tüketimi de artar, öğün atlama ve sağlıksız atıştırmalıklar daha fazla tüketilir. Sağlıksız beslenme alışkanlığı zamanla kolesterol ve tansiyon problemlerine zemin hazırlar" ifadelerini kullandı.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Küçük kalpler dijital risk altında
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Aug 2025 09:59:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08082025125918_85e9dc89274330080dc7876b7584c7a6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08082025125918_85e9dc89274330080dc7876b7584c7a6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08082025125918_85e9dc89274330080dc7876b7584c7a6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bogazina-mama-kacarak-nefessiz-kalan-bebege-telefonla-mudahale-27128.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bogazina-mama-kacarak-nefessiz-kalan-bebege-telefonla-mudahale-27128.html</link>
                    <description><![CDATA[Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de boğazına mama kaçarak nefessiz kalan 21 günlük bebek, acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde hayata döndü.Çanakkale’de 112 Acil Sağlık ekipleri, durumu kritik hastaların sağlık kuruluşlarına yetiştirilmesi için zamanla yarışıyor. Gelen çağrılar üzerine hızla harekete geçen ekipler, olay yerine en kısa sürede ulaşmayı hedefliyor. Anlık müdahale gerektiren bazı acil durumlarda ise 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden doğru ilk yardım müdahalesi konusunda kişilere yönlendirme yapılıyor ve olay yerine ambulans ekipleri yönlendiriliyor.Çanakkale’de yaşayan bir aile geçtiğimiz pazar günü 21 günlük bebeğinin boğazına mama kaçması ve nefes alamaması nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. Çağrıyı yanıtlayan görevli Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Emine Çakır, hızla adrese ambulans yönlendirdi ve telefonda panikleyen anne ve babayı sakinleştirmeye çalışarak, bebeğe ilk müdahaleyi nasıl yapması gerektiğini adım adım anlattı. Acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde bebek nefes alarak hayata döndü.21 günlük bebeğin nefessiz kalma ihbarına hızlı ve etkili tıbbi yönlendirme yaparak bebeğin tekrar nefes almasını sağlayan ATT görevlisi Emine Çakır’ı, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, başarı belgesi ile ödüllendirdi. Vali Toraman, Emine Çakır’a teşekkür ederek, görevinde başarılar diledi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Jul 2025 11:22:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025142244_dda71946544c08aef0e97625d4e83c57.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025142244_dda71946544c08aef0e97625d4e83c57.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025142244_dda71946544c08aef0e97625d4e83c57.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bogazina-mama-kacarak-nefessiz-kalan-bebege-telefonla-mudahale-27127.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bogazina-mama-kacarak-nefessiz-kalan-bebege-telefonla-mudahale-27127.html</link>
                    <description><![CDATA[Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’de boğazına mama kaçarak nefessiz kalan 21 günlük bebek, acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde hayata döndü.Çanakkale’de 112 Acil Sağlık ekipleri, durumu kritik hastaların sağlık kuruluşlarına yetiştirilmesi için zamanla yarışıyor. Gelen çağrılar üzerine hızla harekete geçen ekipler, olay yerine en kısa sürede ulaşmayı hedefliyor. Anlık müdahale gerektiren bazı acil durumlarda ise 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden doğru ilk yardım müdahalesi konusunda kişilere yönlendirme yapılıyor ve olay yerine ambulans ekipleri yönlendiriliyor.Çanakkale’de yaşayan bir aile geçtiğimiz pazar günü 21 günlük bebeğinin boğazına mama kaçması ve nefes alamaması nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. Çağrıyı yanıtlayan görevli Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Emine Çakır, hızla adrese ambulans yönlendirdi ve telefonda panikleyen anne ve babayı sakinleştirmeye çalışarak, bebeğe ilk müdahaleyi nasıl yapması gerektiğini adım adım anlattı. Acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde bebek nefes alarak hayata döndü.21 günlük bebeğin nefessiz kalma ihbarına hızlı ve etkili tıbbi yönlendirme yaparak bebeğin tekrar nefes almasını sağlayan ATT görevlisi Emine Çakır’ı, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, başarı belgesi ile ödüllendirdi. Vali Toraman, Emine Çakır’a teşekkür ederek, görevinde başarılar diledi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Jul 2025 11:22:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025142235_06e9324eead9f4c52afc9beea91b0a6e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025142235_06e9324eead9f4c52afc9beea91b0a6e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025142235_06e9324eead9f4c52afc9beea91b0a6e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sessiz tehlike: Kansızlık gündelik yaşam kalitesini sessizce düşürüyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-sessiz-tehlike-kansizlik-gundelik-yasam-kalitesini-sessizce-dusuruyor-27125.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-sessiz-tehlike-kansizlik-gundelik-yasam-kalitesini-sessizce-dusuruyor-27125.html</link>
                    <description><![CDATA[Sessiz tehlike: Kansızlık gündelik yaşam kalitesini sessizce düşürüyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "Sessiz tehlike anemi, halsizlikten nefes darlığına kadar günlük yaşamı etkileyen belirtilerle sinsice ilerliyor" diyen Dr. Niiar Alioğlu; kansızlığın nedenlerini, risk faktörlerini ve etkili tedavi yöntemlerini açıkladı. Erken teşhis ve doğru beslenmenin önemine dikkat çekti.
Toplumda oldukça yaygın görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen kansızlık (anemi), vücudun dokularına yeterli oksijen taşıyamaması nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Niiar Alioğlu, aneminin nedenleri, belirtileri ve etkili tedavi yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Dr. Alioğlu, aneminin kanda bulunan sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin sayısının veya oksijen taşıyan hemoglobin düzeyinin normalin altına düşmesiyle ortaya çıkan bir tablo olduğunu söyleyerek bu durumun, vücudun yeterince oksijen alamamasına neden olduğunu belirtti.

Anemiye yol açan dört duruma dikkat
Dr. Niiar Alioğlu, aneminin altında yatan dört ana nedeni sıralayarak önemli bilgiler verdi. "İlk olarak, kan kaybının anemiye sıkça yol açtığını, özellikle mide ve bağırsak sistemindeki kanamaların veya kadınlarda regl dönemlerinin bu duruma örnek gösterilebilmektedir. İkinci nedenin kırmızı kan hücresi üretim eksikliği olduğunu, kemik iliği hastalıkları, böbrek yetmezliği ve kronik hastalıkların bu kategoriye girmektedir" dedi. Üçüncü önemli faktörün kırmızı kan hücrelerinin hızlı yıkımı olduğunu vurgulayan Dr. Alioğlu, son olarak vitamin ve mineral eksikliklerinin aneminin temel nedenlerinden olduğunu, özellikle demir, B12 vitamini ve folik asit eksikliğine dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Belirtiler sessizce hayatınızı etkiliyor
Aneminin sinsi ilerleyebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Alioğlu, belirtilerin zamanla ortaya çıkarak günlük yaşam kalitesini düşürdüğünü söyledi. "Halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, baş dönmesi, uyku hali, soluk ve kuru cilt, el ve ayaklarda üşüme, baş ağrısı ve fiziksel aktivitelerde zorlanmanın aneminin en sık görülen belirtileri arasında yer almaktadır. Özellikle genç yaşlardaki kadınlarda, adet dönemlerinde yaşanan yoğun kan kaybı nedeniyle demir eksikliğine bağlı anemi daha sık görülüyor" dedi.

Kansızlık bu durumlarda kaçınılmaz olabilir
Dr. Alioğlu, kan kaybına bağlı aneminin başlıca nedenlerini şöyle sıraladı:
"Mide ve bağırsak sistemindeki (gastrointestinal) kanamaların, bu tür anemilerin en yaygın tetikleyicilerindendir. Ayrıca, trombosit düşüklüğü ya da pıhtılaşma bozuklukları, kemik iliği hastalıkları (örneğin lösemi), böbrek hastalıkları ve çeşitli kanserlerin de anemiye zemin hazırlayabilmektedir. Crohn ve ülseratif kolit gibi kronik bağırsak hastalıkları da anemi riskini artıran önemli faktörler arasında yer alıyor."

Tedavi kişiye ve nedene özeldir
Anemi tedavisinin altta yatan nedene göre kişiye özel olarak şekillendiğini belirten Dr. Alioğlu, her hastada kansızlığın farklı sebeplerden kaynaklanabileceğini belirtti. "Bu nedenle mutlaka doktora başvurulması ve doğru tanının konulması gerekmektedir. Demir eksikliği anemisinde demir takviyeleri ve demirden zengin beslenme önerilirken, B12 vitamini eksikliğinde B12 enjeksiyonları ve destekleyici diyet uygulanmaktadır. Kronik hastalıklara bağlı anemilerde ise altta yatan hastalığın tedavisinin öncelikli olarak ele alınır" şeklinde konuştu.

İlaç dışında kansızlığa ne iyi gelir
Dr. Alioğlu, "Kansızlıkla mücadelede beslenme, büyük önem taşımaktadır. Demir yönünden zengin kırmızı et, ıspanak ve özellikle siyah kuru üzüm gibi kuru meyvelerin düzenli tüketilmesi gerekmektedir. Portakal, limon ve domates gibi C vitamini içeriği yüksek gıdaların ise demirin emilimini artırarak kansızlıkla mücadeleyi desteklemektedir" açıklaması yaptı. Ayrıca keçiboynuzu pekmezi, kuru incir, kuru erik, tahin, dut, çilek, muz ve kavun gibi besinlerin de kan yapıcı etkileriyle beslenmede mutlaka yer alması gerektiğini söyledi.

Sessiz belirtilere kulak verin
Dr. Alioğlu, "Kansızlık çoğu zaman basit bir yorgunluk ya da halsizlik hali gibi algılansa da, aslında vücutta ciddi ve ilerleyici sağlık sorunlarının habercisi olabilir. Bu nedenle belirtileri hafife almamak, günlük yaşamı etkileyen bu semptomları ciddiye alarak zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak büyük önem taşır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sessiz tehlike: Kansızlık gündelik yaşam kalitesini sessizce düşürüyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Jul 2025 07:20:18 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025102022_e22eb4ed0203f58b0aa35fc3000b6300.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025102022_e22eb4ed0203f58b0aa35fc3000b6300.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/30072025102022_e22eb4ed0203f58b0aa35fc3000b6300.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl oldu
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-781-yil-oldu-27124.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-turkiyede-dogusta-beklenen-yasam-suresi-781-yil-oldu-27124.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl oldu
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Doğuşta beklenen yaşam süresi Türkiye’de 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl oldu.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022-2024 dönemi Hayat Tabloları verilerini paylaştı. Buna göre, yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan "doğuşta beklenen yaşam süresi" Türkiye’de 2021-2023 döneminde 77,3 yıl iken 2022-2024 döneminde 78,1 yıl oldu.Kadınların erkeklerden 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldüTürkiye’de 2021-2023 döneminde erkeklerde 74,7 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresi, 2022-2024 döneminde 75,5 yıl, kadınlarda ise 80 yıl iken 80,7 yıl oldu. Genel olarak kadınlar erkeklerden daha uzun süre yaşamakta olup erkekler ve kadınlar arasındaki doğuşta beklenen yaşam süresi farkı 5,2 yıldır.Beklenen yaşam süresi 15 yaşındaki kişiler için 64,3 yıl olduÇalışma çağının başlangıcı olan 15 yaşındaki kişilerin ortalama kalan yaşam süresi 64,3 yıl oldu. Erkekler için bu süre 61,7 yıl iken kadınlarda 66,9 yıl oldu.Beklenen yaşam süresi 30 yaşındaki kişiler için 49,9 yıl olduTürkiye’de, 30 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 49,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 47,5 yıl iken kadınlarda 52,3 yıl oldu. Bu yaş için kadın ve erkek arasındaki beklenen yaşam süresi farkı 4,8 yıldır.Beklenen yaşam süresi 50 yaşındaki kişiler için 30,9 yıl olduTürkiye genelinde, 50 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 30,9 yıl oldu. Erkekler için bu süre 28,6 yıl iken kadınlarda 33,1 yıl oldu.Kadınlarda 65 yaşta beklenen yaşam süresinin erkeklerden 3,3 yıl daha fazla olduğu görüldüTürkiye’de 2022-2024 dönemi hayat tabloları sonuçlarına göre, 65 yaşında olan bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 18 yıl olarak hesaplandı. Erkekler için bu süre 16,3 yıl iken kadınlarda 19,6 yıl oldu. Diğer bir ifade ile 65 yaşındaki kadınların erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşaması beklenmektedir.Eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin uzadığı görüldüTürkiye’de eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresi incelendiğinde; eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de uzadığı görüldü. Her yaştaki beklenen yaşam süresi, düşük eğitime sahip kişiler arasında daha az olurken, artan eğitim düzeyi ile birlikte beklenen yaşam süresinin de arttığı görüldü.Cinsiyet ayrımında, eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresine bakıldığında, hem erkek hem de kadınlarda eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığı tespit edildi. Yaşı 30 olan erkekler ve kadınlar için ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyelerinde beklenen yaşam süresi farkının 5 yıl civarında olduğu görüldü.Doğuşta sağlıklı yaşam süresi 57,6 yıl olduBelirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı olarak tanımlanan "sağlıklı yaşam süresi", sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye’de toplamda 57,6 yıl, erkeklerde 58,9 yıl ve kadınlarda 56,3 yıl olarak hesaplandı. Buna göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu görüldü. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl oldu
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Jul 2025 07:19:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaz aylarında artan mide üşütmesine dikkat!
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-yaz-aylarinda-artan-mide-usutmesine-dikkat-27102.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-yaz-aylarinda-artan-mide-usutmesine-dikkat-27102.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz aylarında artan mide üşütmesine dikkat!
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcak havalarda bozulmaya daha yatkın gıdalar ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi sonucu akut gastroenterit, halk arasındaki adıyla mide üşütmesi vakalarında artış yaşanıyor.Medicana Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, mide üşütmesinin genellikle virüs, bakteri veya parazitlerle enfekte olmuş su ve gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıktığını belirterek şöyle devam etti:"Akut gastroenterit, mide ve bağırsak sisteminin iltihabıdır. En yaygın belirtisi ani başlayan ishaldir. Bununla birlikte bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik gibi şikayetlerle seyredebilir. Hastalık, her yaş grubunu etkileyebilir; ancak özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde daha ciddi tablolarla karşılaşabiliriz." Antibiyotik kullanımı her zaman gerekmez. Toplumda hâlâ ‘ishalim var, antibiyotik almalıyım’ anlayışı oldukça yaygın. Ancak akut gastroenteritlerin çoğu viralkaynaklı olduğu için antibiyotik tedavisi genellikle gereksiz ve faydasızdır. Doç. Dr. Murat Keskin, yanlış antibiyotik kullanımının bağırsak florasını bozabileceğini ve iyileşme sürecini uzatabileceğini belirtti.Sıvı ve elektrolit desteği tedavinin temeli tedavide en önemli yaklaşımın vücudun sıvı ve elektrolit dengesini korumak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Murat Keskin "Bol sıvı tüketilmeli. Gerekirse eczanelerde satılan elektrolit içeren solüsyonlar tercih edilmeli. Ağızdan sıvı alamayan hastalarda ise damar yoluyla serum tedavisi uygulanabilir. Şiddetli karın ağrısı, yüksek ateş ve dışkıda kan durumlarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır."Doç. Dr. Murat Keskin, akut gastroenterit döneminde beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtti, "Yağlı, baharatlı, lifli ve sütlü gıdalardan uzak durulmalı. Pirinç lapası, haşlanmış patates, muz, elma püresi gibi sindirimi kolay ve bağırsağı yormayan besinler tercih edilmelidir" önerisinde bulundu.Doç. Dr. Murat Keskin, mide üşütmesi şikâyetlerinin hafife alınmaması gerektiğini ve şiddetli durumlarda mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmasının hayati önem taşıdığını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: "Basit gibi görünen bir ishal tablosu, özellikle risk gruplarında ciddi sıvı kayıplarına ve hastane yatışlarına yol açabilir. Bu nedenle erken tanı, doğru tedavi ve hijyen kurallarına dikkat etmek büyük önem taşıyor.  Bunun yanında korunmak da önemlidir. Ellerin sık ve doğru şekilde yıkanması, güvenilir su kaynaklarının tercih edilmesi ve dışarıda yemek yerken hijyenik olmasına özen gözterilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca çocuklara rotavirüs aşısı yapılması da viral kaynaklı ishallere karşı etkili bir koruma sağlar." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yaz aylarında artan mide üşütmesine dikkat!
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 27 Jul 2025 08:54:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/27072025115415_05f64a7db01bc6f88016e81aca97a9f9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/27072025115415_05f64a7db01bc6f88016e81aca97a9f9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/27072025115415_05f64a7db01bc6f88016e81aca97a9f9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Isı bitkinliğine dikkat: Uzmanından serin ve güvende kalmanın ipuçları]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-isi-bitkinligine-dikkat-uzmanindan-serin-ve-guvende-kalmanin-ipuclari-27061.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-isi-bitkinligine-dikkat-uzmanindan-serin-ve-guvende-kalmanin-ipuclari-27061.html</link>
                    <description><![CDATA[Temmuz ortasından bu yana etkisini artıran sıcak hava Türkiye’yi kavuruyor. Uzmanlar, sıcaklıkların pik yapacağını, 50 dereceye varacağını öngörüyor. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kavurucu sıcaklarda mide bulantısı ve uyuşukluk durumunda vücudun serinletilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ali Vardar, sıcaklarda vücudun normal kalabilmek için yüzde 20’ye kadar daha fazla sıvıya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Vardar, sıcak hava dalgasında güvende kalmanın ipuçlarını anlattı.
Temmuz ayının ortasından bu yana etkisini artıran sıcak hava dalgası Türkiye’yi kavuruyor. Uzmanlar, sıcaklıkların pik yapacağını, 50 derecenin kapımıza dayanacağını öngörüyor. Çocuk, yaşlı ve kronik hastalıkları bulunanlara öğle saatlerinde dışarı çıkmayın uyarısı yapıldı.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ali Vardar, sıcak havalarda vücudun normal kalabilmek için yüzde 20’ye kadar daha fazla sıvıya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Yaşlı ve kronik hastaların gerek duymadıkça evden çıkmamaları gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ali Vardar, şunları kaydetti:
"Sıcaklığın normal olduğu havalarda iç mekanlarda sıvı ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz ancak dışarısı sıcak olduğunda vücudunuz normal kalabilmek için yüzde 20’ye kadar daha fazla sıvı hacmine ihtiyaç duyar. Vücut susuz kalınca ayağa kalktıklarında insanların başları dönüyor, düşüyorlar, kollarını ve bacaklarını yaralıyorlar. Mide bulantısı ve uyuşukluk gibi ısı bitkinliğinin belirtileri serinlemeye başlamanız gerektiğinin bir işareti. Hiç terlememe veya koyu kahverengi kola renginde idrar üretimi gibi semptomlarla karşılaşırsanız zaman kaybetmeden bir hekime başvurun."
"Öğle saatlerinde serin yerleri tercih edin"
Aşırı terleme sonucu vücuttan su ve gerekli tuzların kaybedilmesiyle sıcağa bağlı dehidrasyon meydana gelebileceğini aktaran Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Ali Vardar, sıcak hava dalgasında güvende kalmak için ipuçlarını sıraladı:
"Sıcaklıklarda yorucu açık hava aktivitelerinden kaçının.
Sizi susuz bırakmayacak sıvılar tüketin.
Gölgede kalın, dinlenin ve vücut ısınızı düşürmek için serin ve nemli bezler kullanın.
Açık renkli ve ince kumaşlar tercih edin, güneş gözlüğü takmadan dışarı çıkmayın.
En sıcak saatlerde avm, kütüphane veya toplum merkezi gibi klimalı alanlarda dinlenin.
Ayağın hava almasını sağlayan sandalet tipi rahat ayakkabılar tercih edin.
Yaşlı ve engelli bireyler, daha serin bir ortama taşınamıyorlarsa daha yüksek risklerle karşı karşıya kalırlar. Bu yüzden serin kalmalarını sağlayın ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırın. "
35 derece üstü vantilatör kullanımı tehlikeli
Uzm. Dr. Ali Vardar, "Sıcaklık çok yüksek değilse vantilatörler faydalı olabilir çünkü teri vücuttan uzaklaştırır ve buharlaşmalı serinlik sağlar. Ancak çok yüksek sıcaklıklarda, vücutta ısı birikimini hızlandırabilir ve tehlikeli durumlara yol açabilir. İç mekan sıcaklığı 35 derece veya üzerine çıkar ise vantilatör kullanımı ısı kaynaklı hastalık riskini artırabilir" uyarısında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Isı bitkinliğine dikkat: Uzmanından serin ve güvende kalmanın ipuçları - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 10:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24072025130139_dceee6a926f47c5383f844ef29e5a40f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24072025130139_dceee6a926f47c5383f844ef29e5a40f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24072025130139_dceee6a926f47c5383f844ef29e5a40f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Karaciğer yağlanması siroza kadar ilerleyebilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-karaciger-yaglanmasi-siroza-kadar-ilerleyebilir-27060.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-karaciger-yaglanmasi-siroza-kadar-ilerleyebilir-27060.html</link>
                    <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Neslişah Arslan, modern yaşam tarzının sonucu olarak hızla artan karaciğer yağlanmasına karşı toplumu uyardı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Modern hayat tarzının sonucu olarak hızla artan karaciğer yağlanmasına karşı uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Neslişah Arslan, "Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebilir, bu durum siroz gibi ciddi karaciğer yetmezliklerine zemin hazırlayabilir. Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli; aşırı yağlı, hazır ve işlenmiş gıdalardan, şekerli yiyeceklerden ve fazla karbonhidrattan uzak durmalıyız. Haftada 3-4 gün, 30-45 dakika tempolu yürüyüş gibi düzenli egzersizlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçebiliriz" dedi.
VM Medical Park Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Neslişah Arslan, modern yaşam tarzının sonucu olarak hızla artan karaciğer yağlanmasına karşı toplumu uyardı. Uzm. Dr. Arslan, "Hastalık erken evrelerde belirti vermeyebilir, bu durum siroz gibi ciddi karaciğer yetmezliklerine zemin hazırlayabilir" diye konuştu.
Geçmişte sirozun en sık nedeninin viral hepatitler (Hepatit B ve C) olduğunu belirten Uzm. Dr. Arslan, "Günümüzde yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı ön plandadır. Karaciğer yağlanması alkol kullanımı dışında, vücut kitle indeksinin yüksekliği, bel çevresinin kalınlığı, kan şekeri yüksekliği, insülin direnci, hipertansiyon ve kanda yüksek yağ düzeyleri gibi kardiometabolik risk faktörleriyle de ilişkilidir" dedi.

"Halsizlik ve yorgunluk görülebilir"
Karaciğer yağlanmasında görülen belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Arslan, "Karaciğer yağlanmasının ilk evrelerinde genellikle hiçbir belirti görülmez. Ancak ilerleyen dönemlerde karın ağrısı, halsizlik ve yorgunluk gibi belirtilerle birlikte karaciğer enzimleri yükselebilir. Hastalık ilerledikçe karında ve bacaklarda sıvı birikimi (asit ve ödem) gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Yağlanmaya dair risk faktörleri taşıyan kişilerin mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurarak rutin kan tahlillerini yaptırmaları ve karaciğer ultrasonu ile değerlendirilmeleri gerekir. Gerekli durumlarda FIB-4 skoru ve Fibroscan gibi non-invaziv yöntemlerle ileri evrelerde takip edilebilir" şeklinde konuştu.

"Yaşam tarzı değişiklikleri uygulanabilir"
Hastalığın tedavisinde en temel unsurun yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurgulayan Dr. Arslan, "Beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmeli; aşırı yağlı, hazır ve işlenmiş gıdalardan, şekerli yiyeceklerden ve fazla karbonhidrattan uzak durmalıyız. Haftada 3-4 gün, 30-45 dakika tempolu yürüyüş gibi düzenli egzersizlerle karaciğer yağlanmasının önüne geçebiliriz" diye konuştu. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin karaciğer enzimlerinde hızlı iyileşme sağladığını ancak ultrasonografik düzelmenin zaman alabileceğini belirten Uzm. Dr. Arslan, bu sürecin sabır ve istikrar gerektirdiğini söyledi.

"Karaciğer sağlığına yönelik erken önlem alınması hayati önem taşır"
İleri düzey yağlanma ya da eşlik eden risk faktörlerinin kontrol altına alınmasında gerektiğinde ilaç tedavisinin de devreye girebileceğini belirten Uzm. Dr. Arslan, "Karaciğer sağlığına yönelik erken önlem almak, ileride karşılaşılabilecek kötü sonuçların önüne geçmek açısından hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Karaciğer yağlanması siroza kadar ilerleyebilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 10:01:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24072025130113_3684e8473d72f5180b25996c749f6537.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24072025130113_3684e8473d72f5180b25996c749f6537.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/24072025130113_3684e8473d72f5180b25996c749f6537.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bir bu eksikti! Chikungunya virüsü hızla yayılıyor, 5.6 milyar kişi risk altında]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bir-bu-eksikti-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor-56-milyar-kisi-risk-altinda-27053.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bir-bu-eksikti-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor-56-milyar-kisi-risk-altinda-27053.html</link>
                    <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü,sivrisinekler aracılığıyla bulaşan chikungunya virüsünün küresel bir salgına dönüşebileceği uyarısında bulunarak erken önlem çağrısı yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 5.6 milyar kişinin risk altında olduğu belirtilirken Afrika'dan Asya'ya yayılan virüste Türkiye de risk altındaki ülkeler arasında. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), chikungunya virüsünün yayılmasının kontrol altına alınmaması halinde, 2005 yılındaki büyük salgının benzerinin yeniden yaşanabileceği uyarısında bulundu.

&nbsp;

5.6 MİLYAR KİŞİ RİSK ALTINDA

BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan DSÖ'nün tropikal hastalıklar uzmanı Diana Rojas Alvarez, chikungunya'nın kamuoyunda çok tanınmayan bir hastalık olmasına rağmen, halihazırda 119 ülkede dolaşımda olduğunu ve dünya genelinde yaklaşık 5,6 milyar insanı tehdit ettiğini belirtti.

&nbsp;

ATEŞ, DÖKÜNTÜ, EKLEM AĞRILARI...

Alvarez, sivrisinek yoluyla bulaşan virüsün; yüksek ateş, deri döküntüsü ve haftalarca sürebilen şiddetli eklem ağrılarına neden olduğunu, bazı hastalarda ise bu ağrıların uzun vadeli fiziksel sakatlıklara dönüştüğünü ifade etti. Hastaların yüzde 40'a varan kısmında kalıcı eklem sorunları görülebileceğini vurguladı.

&nbsp;

2000'LERİN BAŞINDAKİ SALGINI HATIRLATIYOR

Chikungunya'nın yayılma modeli, 2004-2005 yıllarında Hint Okyanusu'nda yaşanan büyük salgının izlerini taşıyor. O dönemde Reunion, Mayotte ve Mauritius gibi ada ülkeleri ciddi şekilde etkilenmişti. Bugün de benzer bir tablo söz konusu: Reunion Adası'nda halkın üçte birinin enfekte olduğu tahmin ediliyor.

&nbsp;

AFRİKA'DAN ASYA'YA UZANAN TEHDİT

Virüsün şu anda Madagaskar, Somali ve Kenya'ya doğru yayıldığını belirten DSÖ yetkilisi, 2024 yılında Hindistan'da patlak veren salgının ardından Güney Asya'da da vaka artışlarının sürdüğünü açıkladı. Sri Lanka ve Bangladeş'te vaka sayılarında yükseliş görülürken, Avrupa'da da ithal vakaların yanı sıra Fransa'da yerel bulaşma ve İtalya'da şüpheli enfeksiyonlar tespit edildi.

&nbsp;

AŞISI YOK, TEDAVİSİ YOK

Alvarez, "2004–2005 yıllarında yaşanan salgın modelini tekrar görüyoruz. Tarihin tekerrür etmesini önlemek için şimdi harekete geçmeliyiz" diyerek uluslararası toplumun acilen önlem alması gerektiğini vurguladı.

Şu anda chikungunya için onaylanmış bir aşı ya da özel bir tedavi bulunmuyor.

&nbsp;

DSÖ'DEN ERKEN ÖNLEM ÇAĞRISI

Chikungunya, başta Aedes aegypti ve Aedes albopictus (kaplan sivrisineği) olmak üzere enfekte dişi sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor. Özellikle kaplan sivrisineği, iklim değişikliği nedeniyle daha kuzey enlemlere yayılıyor.

Bu sivrisinekler en çok sabah erken ve öğleden sonra geç saatlerde sokuyor. DSÖ, halkı sivrisinek kovucu kullanma, saksı, kova gibi su birikebilecek yerleri boş tutma gibi önlemler almaya çağırdı.

DSÖ, salgının etkili olduğu bölgelerde toplumsal bağışıklığın zayıf olduğunu ve bu nedenle nüfusun yüzde 75'ine kadarının etkilenebileceğini belirtiyor.

Uzmanlar, bu durumun önüne geçebilmek için şimdiden acil müdahale planlarının hazırlanması gerektiğini vurguluyor.

&nbsp;

TÜRKİYE'DE CHIKUNGUNYA VİRÜSÜ VAR MI?

Türkiye'de chikungunya virüsü, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar arasında yer almıyor, ancak gözetim altında tutulan arbovirüsler (sivrisineklerle bulaşan virüsler) arasında.

Seyahat geçmişi olan kişilerde, özellikle Asya, Afrika ve Hint Okyanusu adalarından gelenlerde chikungunya vakaları zaman zaman ithal vaka olarak kayıtlara geçiyor.

Ancak Türkiye'de chikungunya'yı taşıyabilen Aedes türü sivrisinekler (özellikle Aedes albopictus, yani kaplan sivrisineği) son yıllarda Karadeniz kıyılarında ve Marmara Bölgesi'nde görülüyor. Bu da gelecekte yerel bulaşma riskini artırabilir.

Kaynak: Haberler.com / Çağla Taşçı
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bir bu eksikti! Chikungunya virüsü hızla yayılıyor, 5.6 milyar kişi risk altında - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 08:13:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bir-bu-eksikti-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor-56-milyar-kisi-risk-altinda-111502-20250724.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bir-bu-eksikti-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor-56-milyar-kisi-risk-altinda-111502-20250724.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/bir-bu-eksikti-chikungunya-virusu-hizla-yayiliyor-56-milyar-kisi-risk-altinda-111502-20250724.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından böbrek taşlarına karşı günde "2 litre" uyarısı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-uzmanindan-bobrek-taslarina-karsi-gunde-2-litre-uyarisi-27044.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-uzmanindan-bobrek-taslarina-karsi-gunde-2-litre-uyarisi-27044.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanından böbrek taşlarına karşı günde "2 litre" uyarısı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Tolga Gülpınar, "Böbrek taşlarının tekrarından korunmak için belki de en önemli faktör günlük 2 litre civarında idrar çıkışını sağlamaya yetecek sıvı tüketimidir. Tuz kısıtlaması, rafine şekerlerin tüketiminin azaltılması, aşırı hayvansal protein ağırlıklı diyetlerden kaçınılması, hareketsizlik ve obeziteden uzak yaşam tarzının benimsenmesi esastır" dedi.VM Medical Park Gebze Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Tolga Gülpınar böbrek taşlarının, idrardaki bazı minerallerin yüksek konsantrasyonlara ulaşarak kristalleşmesi ve bu kristallerin kümelenmesiyle oluştuğunu söyledi. Gülpınar, "Kişinin yaşadığı coğrafya, etnik kimliği, diyetsel seçimleri ve genetik yatkınlıklar böbrek taşı oluşum riskini arttırır" dedi."Bulantı ve idrarda kanama görülebilir"Böbrek taşında görülen belirtilere ve ağrının oluşabileceği bölgelere değinen Doç. Dr. Gülpınar, "Taşlar böbreğin içerisindeyken belirti vermeyebilirler. İdrar akımı engellenmediği sürece ağrı olmayabilir. Taş böbrekten çıkıp idrar kanalını tıkadığında, idrar akımının engellenmesi ile böbrek şişer ve gerilmeye bağlı ağrı meydana gelir. Bu ağrı şiddet olarak kıyaslandığında bir insanın hayatında tecrübe edebileceği en şiddetli ağrılardandır. Ağrı lomber (yan, böğür) bölgede ağırlıklı olur ve kasığa vurabilir. Bulantı, kusma, idrarda kanama, idrar yapma zorlukları olarak da kendini gösterebilir" diye konuştu.Tanının klinik muayenenin yanı sıra ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleriyle kesinleştirildiğini aktaran Gülpınar, tedavi yöntemlerinin taşın boyutuna ve konumuna göre değiştiğini belirtti."Beslenme önemli"Beslenmenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Gülpınar, sözlerini şöyle sürdürdü:"Böbrek taşlarının tekrarından korunmak için belki de en önemli faktör günlük 2 litre civarında idrar çıkışını sağlamaya yetecek sıvı tüketimidir. Tuz kısıtlaması, rafine şekerlerin tüketiminin azaltılması, aşırı hayvansal protein ağırlıklı diyetlerden kaçınılması, hareketsizlik ve obeziteden uzak yaşam tarzının benimsenmesi esastır. Diyette fındık, kakao, çikolata, pancar, ıspanak, soya, buğdayın nispeten az tüketimi oksalattan zengin olmaları nedeniyle azaltılmalıdır. Liften zengin olduğu bilinen sebzeler faydalıdır. Bilinenin aksine taş hastaları makul miktarda süt ve süt ürünleri tüketebilirler. İçeriğindeki sitrat ile kristallerin taşlaşmasına engel olan limon günde 1 adet olarak tüketilebilir.""Tedavi yolları"5 milimetreye kadar olan taşların ilaç ve bol sıvı tüketimiyle düşürülebildiğini ifade eden Gülpınar, "Bu boyutun üzerindeki taşlarda ve düşürme sürecinin uzun sürerek hastanın tahammülünün tükendiği noktalarda endoskopik tedaviler hastanın imdadına yetişir. İdrar kanalının böbreğe yakın olan kısımları endoskopi açısından nispeten zor ve riskli olduğu için bu konumdaki taşlar ESWL denilen şok dalgaları ile ameliyatsız kırılıp, küçük parçalar halinde dökülmesi sağlanabilir. Böbreğin içerisindeki taşlar ise 1 santimetre boyuta kadar, idrar akımını engellemiyor ise takip altında tutulabilirler. 1 ve 2 santimetre arasındaki boyutlardaki taşlar endoskopik girişim ve lazer için uygun adaylardır. Doktorun tercihine ve yönlendirmesine göre yine uygun olan taşlarda şok dalga tedavisi de bu boyut aralığındaki taşlar için uygulanabilir" dedi."Endoskopik taş cerrahisi uygulanabilir"Endoskopik taş cerrahisi hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Gülpınar, "Önceleri karın yan duvarı kesilerek yapılan böbrek taşı cerrahisi, son yıllarda ilerleyen teknolojinin yardımı ile çok büyük oranda endoskopik (kamera kullanarak yapılan) cerrahiye evrilmiştir. Önce optik sistemlerin idrar kanalları ile uyumlu inceliğe ulaştırılması, ardından da flexbl (eğilip bükülme özelliğine sahip) cihazların kullanıma sunulması taş cerrahisini hasta açısından son derece tahammül edilebilir ve konforlu hale getirmiştir. Taşa uygulanacak kırıcı enerjinin de kısmen esneyebilir çok ince lazer ileticilerin üretilmesi ile böbrek taşlarının endoskopik tedavisine büyük katkıda bulunmuştur. Anestezi altında ve ameliyathanede yapılan bu işlemde bu özel endoskoplar ile böbreğe çıkılmakta, böbreğin odacıkları içerisinde dolaşılabilmektedir. Genellikle holmium tipi lazer ile neredeyse kırılmayacak taş ile nadiren karşılaşılmaktadır. İşlem ortalama 1-2 saat aralığında sürmekte, özel bir durum ile karşılaşılmadı ise hastanede 1 gecelik yatış taburcu olmak için yeterli olmaktadır" ifadelerini kullandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından böbrek taşlarına karşı günde "2 litre" uyarısı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:18:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/23072025111825_c69f938a10e0661546bebc8ea19afc61.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/23072025111825_c69f938a10e0661546bebc8ea19afc61.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/23072025111825_c69f938a10e0661546bebc8ea19afc61.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ağız kokusunu artıran diş problemlerine dikkat
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-agiz-kokusunu-artiran-dis-problemlerine-dikkat-27004.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-agiz-kokusunu-artiran-dis-problemlerine-dikkat-27004.html</link>
                    <description><![CDATA[Ağız kokusunu artıran diş problemlerine dikkat
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kişinin sosyal yaşamını ve özgüvenini olumsuz etkileyen ağız kokusu, aynı zamanda genel sağlık hakkında ipuçları veriyor. Dt. A.Gamze Akdereli, ağız kokusunun sadece geçici bir rahatsızlık olmadığını, altında ciddi ağız içi ve sistemik hastalıkların yatabileceğini vurguladı.En yaygın nedenin yetersiz ağız hijyeni olduğunu belirten BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Akdereli, düzenli diş fırçalama, diş ipi kullanımı ve dil temizliğinin ihmal edilmesinin bakterilerin çoğalmasına ve kötü koku oluşumuna yol açtığını ifade etti. Akdereli, diş eti hastalıkları, diş taşı birikimi, tedavi edilmemiş çürükler ve uyumsuz dolguların da ağız kokusunu artıran diğer başlıca nedenler arasında yer aldığını ifade etti.Beslenme alışkanlıkları da etkili oluyorSoğan, sarımsak gibi keskin kokulu gıdaların ağızda kalıcı kokulara neden olabileceğini belirten Dt. A.Gamze Akdereli, bu tür yiyeceklerin ardından mutlaka ağız temizliğine özen gösterilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, yetersiz su tüketimi ve ağız kuruluğu da ağız kokusunu tetikleyen etmenler arasında bulunuyor.Ağız kokusunun yalnızca ağız içinden kaynaklanmayabileceğine dikkat çeken Dt. Akdereli, "Diyabet, karaciğer ve böbrek yetmezliği, sindirim sistemi hastalıkları, sinüzit ve bademcik enfeksiyonları gibi birçok sistemik rahatsızlık da bu soruna neden olabilir. Bu nedenle uzun süredir devam eden ağız kokusu şikayetlerinde mutlaka altta yatan başka bir hastalık olup olmadığı araştırılmalıdır" dedi.Açlık ve diyet dönemlerinde daha sık görülüyorUzun süreli açlık, oruç ya da ketojenik diyet uygulamalarında da ağız kokusu oluşabildiğini belirten Dt. Akdereli, "Bu durumlarda vücut yağ ve proteinleri yakarak keton üretir. Ketonların neden olduğu nefes kokusu ise genellikle daha keskindir" diye konuştu.Ağız kokusunun tedavi edilebilir bir durum olduğunun altını çizen Dt. Akdereli, öncelikle ağız içi muayene ile çürük, diş eti hastalıkları veya diş taşı gibi nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ederken gerekli durumlarda diş taşı temizliği, çürük tedavisi veya uyumsuz protezlerin yenilenmesiyle ağız kokusunun giderilebileceğini de söyledi.Koruyucu önlemler etkiliKoruyucu alışkanlıkların da büyük önem taşıdığını vurgulayan Dt. Akdereli, "Günde en az iki kez diş fırçalama, diş ipi ve dil temizliği, bol su tüketimi, şekersiz sakız kullanımı ve ağız gargaraları ile destekleyici bakım yapılması gerekir. Ayrıca düzenli diş hekimi kontrolleri ile bu sorun erkenden fark edilip kontrol altına alınabilir" dedi.Ağız kokusunun sadece kozmetik değil, medikal bir konu olduğunu belirten Dt. Akdereli, "Ağızdan gelen kötü kokular, vücuttaki başka bir sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bu nedenle hafife alınmamalı, mutlaka uzman desteği alınmalıdır" diyerek konuşmasını sonlandırdı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Ağız kokusunu artıran diş problemlerine dikkat
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 11:04:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/18072025140438_c97f5b10ece128c090ebfff356e34325.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/18072025140438_c97f5b10ece128c090ebfff356e34325.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/18072025140438_c97f5b10ece128c090ebfff356e34325.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-2-yasindaki-bebegin-bobregindeki-tas-kapali-yontemle-alindi-26958.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-2-yasindaki-bebegin-bobregindeki-tas-kapali-yontemle-alindi-26958.html</link>
                    <description><![CDATA[2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bursa’da böbreğinde 2 santimetrelik taş tespit edilen 2 yaşındaki bebek kapalı yöntemle sağlığına kavuştu. Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu.
Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı.
Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi:  "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır."
Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 10:35:32 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/15072025133533_36676995f9fb6d23494c1ed736df92f1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/15072025133533_36676995f9fb6d23494c1ed736df92f1.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/15072025133533_36676995f9fb6d23494c1ed736df92f1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-2-yasindaki-bebegin-bobregindeki-tas-kapali-yontemle-alindi-26903.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-2-yasindaki-bebegin-bobregindeki-tas-kapali-yontemle-alindi-26903.html</link>
                    <description><![CDATA[2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı.Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı.Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi:"Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır."Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 14 Jul 2025 19:42:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/14072025224253_237d433c0ef5d288a82efd8e131ab299.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/14072025224253_237d433c0ef5d288a82efd8e131ab299.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/14072025224253_237d433c0ef5d288a82efd8e131ab299.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İşitme kaybı beyindeki olumsuz etkileriyle nörolojik sonuçlar doğurabiliyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-isitme-kaybi-beyindeki-olumsuz-etkileriyle-norolojik-sonuclar-dogurabiliyor-26855.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-isitme-kaybi-beyindeki-olumsuz-etkileriyle-norolojik-sonuclar-dogurabiliyor-26855.html</link>
                    <description><![CDATA[İşitme kaybı beyindeki olumsuz etkileriyle nörolojik sonuçlar doğurabiliyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İşitme kaybının beynin yapı ve işlevselliği etkileyerek nörolojik sonuçlar doğurabileceğini belirten Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı, Pedeakustiker, Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "İşitme kaybına erken müdahale, yalnızca işitsel değil; bilişsel sağlığı da korumak açısından hayati önemdedir" dedi.İşitme kaybının nörolojik etkisi hakkında önemli bilgiler paylaşan Ear Technic-Si-Ser İşitme Cihazları Yönetim Kurulu Başkanı, İşitme Cihazları Akustik ve Audiology Derneği (İCAAD) Başkanı Pedeakustiker, Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "Nörolojik açıdan işitme kaybının etkisi incelendiğinde, yalnızca sesi işitmemekten ibaret olmadığı; çok daha derin etkiler bıraktığı ve daha ağır sonuçlara yol açtığı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur. İnsanları yaşama bağlayan ve onları hayata entegre eden işitme duyusunun yaşamsal önemi her geçen gün daha fazla dikkat çekmektedir. İşitme duyusunun ve sosyal etkileşimin önemini genellikle odyoloji, psikoloji, psikoakustik gibi disiplinler incelerken, teknolojinin gelişimiyle birlikte nörobilimciler de işitmenin beyindeki yansımalarını ve bu duyunun işlevsel boyutunu farklı cihazlarla derinlemesine araştırmaya başlamıştır. Nörobilimciler, işitme kaybının yalnızca sonuçlarıyla değil; beyinde gerçekleşen işlevsel değişimlerle de ilgilenmeye başlamıştır" diye konuştu.İşiten ve işitmeyen kişiler arasındaki farkİşiten ve işitemeyen kişilerin beyin aktiviteleri arasında farklar bulunduğunu anlatan Nöro-M Uzmanı Mehmet Emin Ağaç, "Nörobilimci bir araştırma grubu tarafından yayımlanan yeni bir çalışmada, gürültüye bağlı işitme kaybı yaşayan bireylerle normal işitme yetisine sahip bireyler arasında beyin aktivitesi ve bağlantısallık açısından önemli farklılıklar olduğu ortaya koyulmuştur. Gürültüye bağlı işitme kaybı, tüm gelişmiş ülkelerde hem ciddi bir halk sağlığı sorunu hem de sağlık ekonomisi açısından büyük bir yük oluşturmaktadır. Bu tip işitme kaybı; zamanla, yüksek seslere uzun süre maruz kalınması sonucu ortaya çıkar ve genellikle çınlama (tinnitus) ile algı sorunlarını da beraberinde getirir" ifadelerini kullandı."İşitme kaybı yaşayanlarda beynin ağ gücü ve verimliliğinde azalma oluyor"İşitme kaybının beyinde değişimlere neden olduğunun altını çizen Mehmet Emin Ağaç, açıklamasını şöyle sürdürdü:"Araştırma kapsamında tüm katılımcılara florodeoksiglukoz (FDG) ile yapılan pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografi (PET/BT) taramaları uygulanmıştır. Bu taramalar sayesinde, beyindeki glikoz metabolizması haritalandırılarak beyin hücrelerinin aktivitesindeki ve bağlantılarındaki ince değişiklikler izlenmiştir. Gürültüye bağlı işitme kaybı yaşayan bireylerde, beyinde ses ve dil işlemeden sorumlu bölgeler olan özellikle insula ve sağ üst temporal girusta beyin aktivitesinde azalma tespit edilmiştir. İnsula bölgesi; işitme, konuşma, duyma ve tanıma gibi birçok karmaşık işlevde rol oynar. Beyindeki belirli bölgelerdeki değişimlere ek olarak, işitme kaybı yaşayan bireylerde metabolik bağlantısallığın genel olarak bozulduğu gözlemlenmiştir. Normal işitme yetisine sahip bireylerle karşılaştırıldığında, hem bölgesel hem de genel beyin ağlarının gücünde ve verimliliğinde belirgin bir azalma olduğu tespit edilmiştir. Gürültüye bağlı işitme kaybında, sesi beyne ileten işitme sinirlerinin hasar görmesi nedeniyle algılama sorunları oluşmakta; bu durum, işitme cihazı kullanan bireylerde dahi cihazdan alınan faydayı sınırlayabilmektedir""Beyninizi korumak için kulaklarınızı koruyun""İşitme kaybı, yalnızca sesin daha az duyulması ya da iç kulakta oluşan fiziksel hasar gibi yüzeysel etkilerle sınırlı değildir" diyen Mehmet Emin Ağaç, şu uyarılarda bulundu:"Aynı zamanda, beynin yapısal ve işlevsel düzeyde ciddi şekilde etkilendiği, nörolojik sonuçlar doğurabilecek bir sağlık sorunudur. Bu nedenle işitme kaybına erken müdahale, yalnızca işitsel değil; bilişsel sağlığı da korumak açısından hayati önemdedir. İşitme sağlığınız sadece kulağınızla ilgili değildir. Beyniniz, yaşam kaliteniz ve geleceğinizle doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden lütfen ertelemeyin. Si-Ser İşitme Merkezleri, sizleri ücretsiz işitme kontrolü yaptırmaya davet ediyor. Kendiniz için bir adım atın; kulaklarınıza, beyninize ve hayatınıza yatırım yapın" ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İşitme kaybı beyindeki olumsuz etkileriyle nörolojik sonuçlar doğurabiliyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 12 Jul 2025 07:13:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/12072025101322_171f3f7f1002658e4845f90874b05d01.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/12072025101322_171f3f7f1002658e4845f90874b05d01.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/12072025101322_171f3f7f1002658e4845f90874b05d01.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Batı tarzı değil, Akdeniz diyeti prostattan koruyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bati-tarzi-degil-akdeniz-diyeti-prostattan-koruyor-26841.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bati-tarzi-degil-akdeniz-diyeti-prostattan-koruyor-26841.html</link>
                    <description><![CDATA[Batı tarzı değil, Akdeniz diyeti prostattan koruyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş; balık, sebze, meyve, baklagil ve zeytinyağı içeriği ile ön plana çıkan Akdeniz diyetine uyan erkeklerde, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) riskinin az olduğunu, yüksek miktarda kırmızı et, protein tüketen ve az sebze yiyenlerin riskli grupta yer aldığını söyledi.
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, prostat büyümesinin sık idrara çıkma, kesik kesik işeme, gece çok sık idrara kalkma, idrar akışında azalma ve idrarı tam boşaltamama şikâyetleriyle kendini gösterdiğini söyledi. Doç. Dr. Emre Salabaş, bazı gıdaların sınırlandırılması ve yaşam tarzındaki değişikliklerin iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve diğer prostatla ilgili bozukluk risklerinde azalmaya katkıda bulunduğunu belirtti.
Doç. Dr. Salabaş, bitkisel ağırlıklı beslenen kişilerin, daha az bitki tüketenlere kıyasla ölümcül prostat kanseri riskinin yüzde 19 daha düşük olduğunu ve kandaki prostat spesifik antijen (PSA) düzeylerinin de daha düşük seyrettiğini vurguladı.

Obezite ve alkol tetikliyor
Doç. Dr. Emre Salabaş, "Günde 4 ya da daha fazla sebze tüketenlerde, hiç sebze yemeyenlere göre iyi huylu prostat büyümesi (BPH) üçte bir oranında daha öz görülüyor. Yapılan araştırmalarda obezite ve metabolik sendrom hastalarında BPH riskinin arttığı gözlemleniyor. Bu nedenle kilo kaybını kolaylaştıran sağlıklı bir diyetle beraber semptomları iyileştirmek için özellikle kafeinli ve alkollü içeceklerin tüketimi azaltılmalı. Batı tarzı işlenmiş etler, şekerli içecekler, fast-food ve sosları yoğun yemeklerden uzak durun" ifadelerini kullandı.
HoLEP yöntemiyle hastalık tekrarlamıyor
Genetik yatkınlığı olan kişilerin BPH riskinin dört kat daha fazla olduğunu aktaran Doç. Dr. Salabaş, 40 yaş üzeri kişilerin kontrollerini aksatmaması gerektiğini de söyledi.
Prostatın tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilediğini belirten Doç. Dr. Salabaş, Holmium Lazer (HoLEP) yöntemiyle hastaların bir kaç gün içinde normal yaşamlarına döndüklerini ifade etti.
Hastanın yaşına, sağlık durumuna ve prostatın büyüme düzeyine göre tedavi planı oluşturduklarını da aktaran Doç. Dr. Salabaş, HoLEP tedavi yöntemini anlattı:
"Teknolojinin değişimi ile HoLEP kapalı prostat ameliyatları altın standart haline geldi. Eskiden açık cerrahi gerektiren büyük prostatlar bu yöntemle kapalı(endoskopik) olarak tedavi edilebiliyor. HoLEP ameliyatı sonrası prostatın tekrar büyüyüp şikâyet oluşturma riski son derece az. Bu yöntem ile hastaların kanama riskleri daha düşük olurken hastaneden daha hızlı taburcu olup günlük yaşamalarına dönebiliyorlar. İdrar yapma şikâyeti daha yüksek oranda gerilip, düzeliyor. Hastalar normal yaşamlarına birkaç gün içinde dönüyor."

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Batı tarzı değil, Akdeniz diyeti prostattan koruyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 11 Jul 2025 08:05:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/11072025110555_fae88c54cb7f327fc2b452128b29d118.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/11072025110555_fae88c54cb7f327fc2b452128b29d118.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/11072025110555_fae88c54cb7f327fc2b452128b29d118.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kavurucu sıcaklarda buzla serinlemek isteyenler dikkat: "Yarar sağlayalım derken zarar verebilirsiniz"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-kavurucu-sicaklarda-buzla-serinlemek-isteyenler-dikkat-yarar-saglayalim-derken-zarar-verebilirsiniz-26816.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-kavurucu-sicaklarda-buzla-serinlemek-isteyenler-dikkat-yarar-saglayalim-derken-zarar-verebilirsiniz-26816.html</link>
                    <description><![CDATA[Kavurucu sıcaklarda buzla serinlemek isteyenler dikkat: "Yarar sağlayalım derken zarar verebilirsiniz"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Meteoroloji Genel Müdürlüğü Türkiye genelinde yüksek sıcaklıklara karşı uyarırken uzmanlar sıcak çarpmaları ve özellikle sıcaklarda çalışanlar olmak üzere vatandaşların serinlemek için buz kullanmasıyla ilgili bilgi verdi. Acil Tıp Uzmanı Dr. Nazmiye Özcan, "Güneş çarpmaları çok hafif seyredebileceği gibi ölümcül olabilecek dereceye de ulaşabilir. Son günlerde artan sıcaklıkla beraber bu konularda daha sık başvurular almaktayız. ‘Vücut ısısı arttı, buz uygulayarak tedavi edelim’ diye düşünülüyor. Çok dikkatli olunması gereken bir uygulama, yarar yapacağız derken hastaya daha fazla zarar verebilirsiniz. Sıcaklarda çalışanlar çok zor şartlarda çalışıyorlar ancak buz kütlelerinden ziyade daha ılık suyla ıslatılmış şeyler tercih ederlerse daha doğru olacaktır. Bir uyarı da çocukları arabalarda bırakanlara; çocukların sıcak çarpmasını etkileyecektir ölüme kadar gidebilir" dedi.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden ülke genelinde sıcaklık uyarısı gelirken uzmanlar, saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneş altında sorunlu olmadıkça dışarıda zaman geçirilmemesi, bol sıvı tüketimi ve mevsim şartlarına uygun, ince, pamuklu kıyafet seçimlerine özen göstermeleri konusunda uyardı. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Bölümü’nden Uzm. Dr. Nazmiye Özcan da başta kronik rahatsızlıkları olan kişiler olmak üzere vatandaşlara uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Özcan, sıcak çarpmalarının hayati sonuçları olabileceğini belirtirken vatandaşların serinlemek için buz kullanması ve geçtiğimiz günlerde bir dönercinin karnına ve sırtına buz kütlesi koyarak çalışmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

"İlk önce maruziyeti azaltmak için sıcaktan uzaklaştırmak gerekir"
Sıcakların insan vücuduna etkilerine yönelik konuşan Uzm. Dr. Nazmiye Özcan, "İnsan vücudu mekanizmaları itibariyle aslında belli bir sıcaklığa kadar bunu tolere edebilir ancak hava sıcaklıklarının çok arttığı dönemlerde maruziyete bağlı olarak artık vücut mekanizmaları bunları tolere etmemeye başladığı zaman sıcak çarpmalarıyla karşılaşabilmekteyiz. Özellikle vücut sıcaklığı 40 derecenin üzerine çıktığı durumlarda daha sık rastlanmakta. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda ve 65 yaş üzerindeki yaşlı hastalarımızda çok daha dikkat etmeleri gerekmekte. Bunun dışında da kalp rahatsızlıkları olanlar, diyabet, hipertansiyon hastaları, bez hastaların da mutlaka çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Hastalar çok fazla güneş altındaki kaldıklarında baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, halsizlik tarzında şeyler olabileceği gibi komaya kadar ilerleyen semptomlar da olabilir. Hayatı tehdit eden, yoğun bakım kaldırılacak kadar ilerleyebilir. Dışarda, sokakta ya da başka bir yerde hastalarla karşılaştığımız zaman mutlaka ilk önce onları maruziyeti azaltmak için sıcaktan uzaklaştırmak gerekir. Serin bir alana almak gerekir eğer ki hastanın bilinci yerindeyse su vermek yararlı olabilir. Bir litre suyun içine bir çay kaşığı kadar karbonat ve şeker ekleyerek de hastaya verebilirsiniz ama hastanın bilinci yerinde değilse kesinlikle bu uygulamalardan kaçınmak gerekir. Hastayı mümkün olan en serin yere aldıktan sonra 112 ekiplerini haberdar etmek gerekir" dedi.

"Güneş çarpmaları çok hafif seyredebileceği gibi ölümcül olabilecek dereceye de ulaşabilirler"
Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Özcan, "Güneş çarpmaları çok hafif seyredebileceği gibi ölümcül olabilecek dereceye de ulaşabilirler. Sıvı alımına çok dikkat edilmesi gerekiyor eğer ki güneşli günlerdeysek ve güneş altında maruziyetimiz artacaksa normal gündelik aldığımız sıvı miktarından çok daha fazla sıvı almamız gerekecek. Daha açık renkli, geniş, serin tutacak kıyafetler giymek de fayda var. Şemsiye kullanmak, şapka takmak, güneş gözlüğü takmak ve güneş kremi kullanmak çok önemli. Bize daha sık yaşlı hastalar eğer ki kronik hastalığı olan hastalar güneşe maruziyetleri fazla olduysa başvurabiliyorlar. Son günlerde artan güneş sıcaklığıyla beraber bu konularda daha sık başvurular almaktayız. Sabah 10.00 ve akşamüzeri 16.00 arasında güneş ışınları çok dik geldiği için çok zararlı olmakta ve güneş çarpmasıyla çok fazla ilişkisi olmaktadır. Bu saatlerde dışarı çıkılmamaya dikkat edilmelidir. Dışarda özellikle klimasız ortamlarda spor yapmaktan kaçınılması gerekir. Sıcak çarpmasında ilk fark edilen semptomlardan birisi de hasta kendisinde çarpıntı hissedebilir, tansiyonu düşebilir. Kalbin yükü arttığı için hasta çarpıntı şikayetiyle de acile başvurabiliyor. Birkaç gün içerisinde çok dikkatli olunması gerekir eğer ki zaruri değilse sabah 10.00 ile akşamüstü 16.00 arasında dışarı çıkılmaması gerekir. Özellikle bir uyarı da çocukları arabalarda bırakanlara yapmak istiyorum; eğer ki arabanız gölgede olsa dahi, 10 dakikalığına markete ya da başka bir yere gitseniz çocuğu arabada bırakırsanız 10 dakika içerisinde yaklaşık 7 derece kadar ısı artışı olacaktır ve çocukların sıcak çarpmasını etkileyecektir. Bu durumlar ölüme kadar gidebilir. Bu konularda çok dikkatli olunması gerekir" şeklinde konuştu.

"Yarar yapacağız derken hastaya daha fazla zarar verebilirsiniz"
Kişilerin serinlemek amacıyla vücutlarına buz tutmalarıyla ilgili konuşan Uzm. Dr. Özcan sözlerine şöyle devam etti: "Buz uygulaması ilk başta insanlara çok mantıklı geliyor, diyorlar ki ‘Vücut sıcaklığı, ısısı arttı o zaman soğuk uygulama yapalım, buz uygulayarak hastanın vücut ısısını düşürelim ve tedavi edelim’ diye düşünülüyor. Ancak bu şekilde maalesef olmuyor, çok dikkatli olunması gereken bir uygulama. Özellikle kronik hastalığı olanlar koma durumuna kadar ilerlemiş sıcaklık çarpmaları gibi durumlarda hastaya daha fazla zarar verebilirsiniz. Eğer ki hastanın küçük semptomlarla atlatabileceği tarzda bir sıcak çarpması yaşandıysa sıvı alımıyla soğuk uygulamayla ve serin, gölge bir yerde geçecek şekildeyse belki koltukaltlarına ve kasıklara uygulanacak şekilde düşünebilir ama çok dikkatli olunması gereken bir uygulamadır, yarar yapacağız derken hastaya daha fazla zarar verebilirsiniz. Bu gibi ürünlerle temas ettikleri zaman rahatlayacaklarını düşünüyorlar ama bu daha ters etki de yapabilir, hastanın durumunu daha da kötüleştirebilir"
"Buz kütlelerinden ziyade ılık suyla ıslatılmış şeyler tercih ederlerse daha doğru olacaktır"
Aşırı sıcakların yanı sıra sıcak ortamlarda çalışan kişilerin vücutlarına buz tutarak çalışması gibi durumları yorumlayan Uzm. Dr. Özcan, "Çok zor şartlarda çalışıyorlar özellikle bu yaz sıcak günlerde daha da fazla ısıya, sıcağa maruziyetleri var. Önlemek için bazı mekanizmalar geliştiriyorlar ama bu çok doğru bir yaklaşım değil aslında buz kütlelerinden ziyade daha ılık suyla ıslatılmış şeyler tercih ederlerse daha doğru olacaktır" dedi.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kavurucu sıcaklarda buzla serinlemek isteyenler dikkat: "Yarar sağlayalım derken zarar verebilirsiniz"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 10:29:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025132956_b4faffdefdf67180c07639c338c028f5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025132956_b4faffdefdf67180c07639c338c028f5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025132956_b4faffdefdf67180c07639c338c028f5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-aracta-birakilan-cocuklar-dakikalar-icinde-hayati-tehlikeyle-karsi-karsiya-26814.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-aracta-birakilan-cocuklar-dakikalar-icinde-hayati-tehlikeyle-karsi-karsiya-26814.html</link>
                    <description><![CDATA["Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "Yaz mevsiminde artan sıcaklıklar çocuklarda sıvı kaybı, güneş yanığı ve sıcak çarpması gibi sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Ancak basit önlemlerle çocuklar yazı sağlıklı geçirebiliyor" diyen Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında çocuk sağlığını korumak için alınması gereken önlemlere dikkat çekti. "Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya" dedi.
Yüksek sıcaklıklar, çocuklarda sağlık sorunlarına yol açabiliyor. "Güneşin dik geldiği saatlerde dışarıda bulunmak, yeterli sıvı alınmaması, mevsim şartlarına uygun olmayan giysiler veya korunmasız güneşe maruz kalma gibi faktörler özellikle çocukları sıcak havalarda savunmasız hale getirebiliyor" diyen Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında çocuk sağlığının korunmasına yönelik ailelerin dikkat etmesi gereken temel konulara değindi.

"Çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı şekilde su kaybeder"
Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz sıcaklarında çocukların daha kolay sıvı kaybına uğradığını belirterek şöyle konuştu:
"Sıcak havalarda çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı şekilde su kaybeder ve bu da halsizlik, baş ağrısı, bayılma gibi sorunlara neden olabilir. Bu dönemde çocukların sık sık su içmeleri sağlanmalı, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmamaları için gölgede zaman geçirmelerine özen gösterilmelidir."

Sıvı kaybına karşı önlem alınmalı
Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz sıcaklarında çocuklarda terlemeyle artan sıvı kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade ederek "Günlük su tüketimi yaşa ve kiloya göre düzenlenmeli. Sade suyun dışında doğal meyve suları, süt gibi sıvılar da tercih edilebilir ancak şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır" dedi.

Güneş koruyucu önlemler ihmal edilmemeli
Güneşe maruz kalmanın çocuklarda cilt yanıklarına neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Belgin Özbek, geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve çocuklara uygun güneş koruyucu kremlerin kullanımının önem taşıdığını söyledi. Güneş ışınlarının en dik geldiği saatlerde (11.00-16.00 saatlerinde) çocukların dışarıya çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Belgin Özbek, açık renkli ve ince giysilerin tercih edilmesinin çocuğun vücut ısısını dengelemek açısından faydalı olduğunu kaydetti.

Oyun saatlerine dikkat edilmeli
Dış mekân aktiviteleri için en uygun zamanın sabah erken saatler ya da akşam serinliği olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Belgin Özbek, çocukların özellikle öğle saatlerinde dışarıda oynatılmaması gerektiğini kaydetti ve ekledi: "Bu saatlerde dış ortam sıcaklığı çok yüksektir ve çocuklarda sıcak çarpması riski artar. Bu nedenle oyun saatleri iyi planlanmalı, gölgeli ve serin alanlar tercih edilmelidir."

Araçta yalnız bırakmak hayati risk taşıyor
Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında en ciddi risklerden birinin çocukların araç içinde bırakılması olduğunu hatırlatarak "Park edilmiş araçların içindeki sıcaklık, dakikalar içinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Hiçbir durumda çocuklar araçta yalnız bırakılmamalıdır. Bu durum sıcak çarpması ve hatta hayati tehlike doğurabilir" uyarısında bulundu.

Hafif ve serinletici besinler tercih edilmeli
Ağır, yağlı ve sindirimi zor yemeklerin yerine yaz aylarında çocuklar için sebze ağırlıklı, hafif protein içeren ve bol meyve içeren beslenme önerisinde bulunan Uzm. Dr. Belgin Özbek diğer uyarılarını şöyle sıraladı:
"Özellikle karpuz, kavun, salatalık gibi su oranı yüksek gıdaların tercih edilmesi hem sıvı ihtiyacını karşılar hem de serinletici etki sağlar. Beslenme dışında çocuklar gün içinde sıkça serin suyla duş almalı. Bu hem vücut ısısını dengeler hem de ferahlama sağlar. Bunun yanında sıcak çarpması, güneş yanığı veya sıvı kaybına bağlı bayılma gibi durumlara karşı aile bireylerinin temel ilk yardım bilgisine sahip olması da önemlidir. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşır."

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA["Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 10:27:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025132752_3d78dcedba00c37c1dcf089cdc8ef87e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025132752_3d78dcedba00c37c1dcf089cdc8ef87e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025132752_3d78dcedba00c37c1dcf089cdc8ef87e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bu besinler vücudun su ihtiyacını destekliyor
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-bu-besinler-vucudun-su-ihtiyacini-destekliyor-26804.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-bu-besinler-vucudun-su-ihtiyacini-destekliyor-26804.html</link>
                    <description><![CDATA[Bu besinler vücudun su ihtiyacını destekliyor
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Diyetisyen Hande Güngör, yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabileceğini söyledi.Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı yükseliyor; metabolizmamız da bu duruma adapte olmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudumuzda su ve mineral kaybı yaşanıyor. Tüm bu değişikler, sağlıksız ve yanlış beslenme ile birleştiğinde ise baş dönmesi, bayılma hissi, bulantı gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor.Metabolizma terleme ile vücut ısısını dengede tutulmaya çalışsa da, aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamayacağını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Hande Güngör, "Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidrasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi hedefli bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler gibi) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir. Sıcak havalarda metabolizmanın uyum becerisini arttırmanın en önemli yollarından biri beslenmedir" dedi.Yeterli sıvı alımı hayati öneme sahipUzm. Dyt. Hande Güngör, şöyle devam etti: Özellikle susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 12-14 su bardağı sıvı tüketilmelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay, şekerli ve gazlı içecekler gibi kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları, meyve ve sebze suları, sade maden suyu tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir."Mineral kaybına dikkatTerleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı ve mineral alınması gerektiğini belirten Uzm. Diyetisyen Hande Güngör, "Terlemeyle sodyum, kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller büyük ölçüde kaybedilir. Mineral kayıplarının önüne geçmek için peynir, zeytin, kuruyemiş gibi sodyum kaynaklarından, yumurta, süt ve süt ürünleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum kaynaklarından, muz, pazı, patates ve baklagiller gibi potasyum kaynaklarından, tam tahıllar, badem, havuç, hurma, ayçiçeği ve muz gibi potasyum kaynaklarından zengin beslenmek gerekir. Su oranı yüksek, mevsimine uygun sebze ve meyvelerden destek alınmalıdır" şeklinde konuştu.Su oranı yüksek gıdalarla serinleyinUzm. Dyt. Hande Güngör, "Yaz mevsimde öne çıkan su içeriğinden zengin salatalık, marul, kabak, kavun, karpuz, limon, ananas, çilek, üzüm gibi yiyeceklerin çiğ tüketimi sıvı ihtiyacının karşılanmasını destekler. Mide kramplarına sebep olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir. Bu gibi besinler tüketilecekse yavaş ve küçük porsiyonda tüketilebilir" dedi.Güngör, "Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Tüm sebze ve meyvelerin iyi yıkanması gıda güvenliği açısından önem taşır. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı.Sağlıklı pişirme yöntemlerine geçin"Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır" diyen Uzm. Dyt. Hande Güngör, "Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. Gıda zehirlenmelerinin önüne geçmek için bitkisel bazlı beslenme tercih edilmelidir. Sıcak yaz aylarında bu beslenme önerilerine özen göstererek sağlıklı bir yaz geçirilebilir" diye konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bu besinler vücudun su ihtiyacını destekliyor
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 09 Jul 2025 06:13:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025091332_797ecdd2d75d15e40bf26a2b8ef47d62.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025091332_797ecdd2d75d15e40bf26a2b8ef47d62.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/09072025091332_797ecdd2d75d15e40bf26a2b8ef47d62.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Obezite cerrahisiyle 118 kilodan 63 kiloya düştü
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-obezite-cerrahisiyle-118-kilodan-63-kiloya-dustu-26794.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-obezite-cerrahisiyle-118-kilodan-63-kiloya-dustu-26794.html</link>
                    <description><![CDATA[Obezite cerrahisiyle 118 kilodan 63 kiloya düştü
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’lara kadar yükseldi. Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi’nde obezite tedavisi gören 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu, başarılı geçen operasyonla sağlıklı bir şekilde kısa sürede 118 kilodan 68 kiloya düştü.Dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaşan obezite, bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İlhan Aydın, "Türkiye’de obezite oranı yüzde 40’a ulaştı. Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan bireyler obez olarak tanımlanıyor ve bu kişilerde kardiyovasküler hastalıklardan eklem problemlerine kadar birçok sağlık sorunu gelişebiliyor" dedi. Doğal yollarla kilo veremeyen bireyler için cerrahi müdahalelerin yaşam kurtarıcı olabileceğini belirten Dr. Aydın, "Her ameliyatın riski vardır; ancak obezitenin vücuda uzun vadede verdiği zararlar, cerrahi müdahalenin risklerinden çok daha büyük" diyerek, hastaların operasyon sonrası diyetisyen takibinde düzenli olarak izlenmesinin önemine değindi. Aydın, ameliyat süreci hakkında bilgi verirken, 9 ay önce gerçekleştirdiği bir operasyon örneğini de paylaştı. Ameliyat öncesi yaklaşık 118 kilo olan hastasının bugün 63 kiloya kadar sağlıklı bir şekilde ulaştığını belirtti. Bu örnek hasta, 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu’ydu.Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İlhan Aydın’ın gerçekleştirdiği operasyonla 118 kilodan 63 kiloya düşen Merve Yedikoğlu, artık kendini yeniden doğmuş gibi hissediyor. Obezite ameliyatı sonrası sağlıklı yaşama adım atan 29 yaşındaki Merve Yedikoğlu’nun hikâyesi ise bu sürecin ne kadar dönüştürücü olabileceğini gözler önüne seriyor."Bir gün bile zayıf olmadım"29 yaşındaki Merve Yedikoğlu, hayatı boyunca fazla kilolarla mücadele ettiğini belirterek, "İlkokuldan bu yana hep kiloluydum. Hiç zayıf bir dönemim olmadı. Diyetler, ilaçlar, çaylar Her şeyi denedim ama işe yaramadı. En sonunda artık çaresiz kaldım ve ameliyat oldum" dedi. Ameliyat sonrası hem fiziksel hem de psikolojik olarak büyük bir dönüşüm yaşadığını anlatan Yedikoğlu, "Doktorum İlhan Aydın’a gözüm kapalı güvendim. Onun önceden yaptığı vakaları da gördüğüm için hiç tereddüt yaşamadım. Artık kıyafet seçimimden yürüyüşüme, beslenmeden psikolojik sağlığıma kadar her şey değişti. Diyetisyen desteğiyle ilerliyorum ve şu an 63 kiloyum. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum" şeklinde konuştu. Merve Yedikoğlu’nun mesajı ise net: "Eğer gerçekten kilo veremiyorsanız ve denemediğiniz yol kalmadıysa, mutlaka bu ameliyatı düşünmelisiniz. Ama önce zihinsel olarak hazır olmalı, sonra mideyle vedalaşmalısınız" dedi. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Obezite cerrahisiyle 118 kilodan 63 kiloya düştü
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 09:58:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08072025125847_46b54c6fb6fb2139af4be0f7ea99e0e7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08072025125847_46b54c6fb6fb2139af4be0f7ea99e0e7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08072025125847_46b54c6fb6fb2139af4be0f7ea99e0e7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor, göz kuruluğuna dikkat: "Hem sayı, hem şiddet olarak artış var"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-uzmanlar-uyariyor-goz-kuruluguna-dikkat-hem-sayi-hem-siddet-olarak-artis-var-26767.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-uzmanlar-uyariyor-goz-kuruluguna-dikkat-hem-sayi-hem-siddet-olarak-artis-var-26767.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor, göz kuruluğuna dikkat: "Hem sayı, hem şiddet olarak artış var"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Günümüzde giderek artan ekran bağımlılığının etkili olduğu gözlerde kuruluğa ilişkin uzmanlar uyarıyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakmak, "Günümüzde göz kuruluğunu geçmiş yıllara göre gerçekten ciddi ve artmış bir sorun olarak değerlendirebiliriz. Hem sayı hem şiddet olarak artış var. Çocukların artık tablet, telefon, bilgisayar oyunlarıyla daha çok zaman geçirmeleriyle de beraber çok küçük yaşlarda göz kurulukları eski zamanlara göre daha da çok görüyoruz. Son zamanlarda yaş olarak daha geniş spektruma yayılma var" dedi.Günümüzde telefon, bilgisayar gibi cihazların iş ya da çeşitli sebeplerle kullanımının giderek artması, çocuklarda küçük yaşlardan itibaren ekran bağımlılığı gibi durumlar gözlerde kuruluk problemini oluşturabiliyor. Yanma, kızarıklık, batma hissi, kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterebilen kuruluk kişilerin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilerken uzmanlar uyarıyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakmak ve Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Op. Dr. Gülay Yalçınkaya Çakır, gözlerde kuruluk ve etkilerine ilişkin bilgi verdi."Hem sayı olarak artış var hem şiddet olarak artış varGöz kuruluğunun hastalarda sıklıkla karşılaştıkları bir durum olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Semih Çakmak, kişilerin hayat kalitesini de önemli ölçüde etkilediğine dikkat çekerek, "Özellikle pandemiden sonra artan ekran maruziyetiyle de beraber günümüzde göz kuruluğunu geçmiş yıllara göre gerçekten ciddi ve artış bir sorun olarak değerlendirebiliriz. Küçük çocukların artık tablet, telefon, bilgisayar oyunlarıyla daha çok zaman geçirmeleriyle de beraber çok küçük yaşlarda göz kurulukları eski zamanlara göre görüyoruz. Damla yetersiz olursa eğer uzun süreli göz kuruluk oluşturacak faktörleri baskılayacak tedavilerimiz mevcut, ara ara çok şiddetli, ağır durumlarda ek farklı damlalarla araya girdiğimiz durumlar mevcut, birtakım ameliyatlar ya da girişimlerle de araya girmelerimiz mümkün. Ekranla çalışan insanlar özellikle çok zorlanabiliyor ya da ciddi göz yanmaları hastanın konforunu ve yaşam kalitesini azaltabiliyor. Hem sayı olarak artış var hem şiddet olarak artış var. Son zamanlarda yaş olarak daha geniş spektruma yayılma var. Havuz, deniz maruziyetlerinde en çok alerjinin artışını buna bağlı olarak ayrıca bununla beraber göz kuruluğunun arttığı durumları görebiliyoruz. Alerjik kişilerin hazırlıklı olmaları eğer tatile gidiyorlarsa alerji ve gözyaşı damlalarını da yanlarında götürmelerini tavsiye ediyoruz ama şiddetli, artan, geçmeyen ya da günden güne daha da ilerleyen kızarıklık, kaşıntı, batma durumları söz konusuyla mutlaka hekime başvurmalarını öneririm" dedi."Botoks çevre dokulardan sızarsa veya ehil olmayan yerlerde yapılırsa gözyaşı yayılımı etkilenebiliyor"Op. Dr. Gülay Yalçınkaya Çakır ise "Göz kuruluğu yanma, batma gibi şikayetlerle belirti veren ya göz yaşı eksikliğinden ya da gözyaşının kalitesinin düşmesinden kaynaklanan bir göz yüzeyi problemi ile karakterize bir hastalık, toplumda oldukça sık ve diğer hastalıklarla eşlik edebiliyor. 3 tip olarak sınıflandırıyoruz; gözyaşı üretiminden kaynaklı problemler, ikincisi gözyaşı üretimi var ama hızlı buharlaşmasına bağlı evaporatif tip dediğimiz, üçüncüsü de her ikisinin bir arada olduğu tip. En sık evaporatif ve miks tip dediğimiz ikisinin bir arada olduğu tiple karşı karşıya kalıyoruz. Her yaş grubunda görmekle birlikte özellikle ekran maruziyetinin aktif grupta artmasından dolayı genç hastalarda da görmeye başladık. İleri yaş bir risk faktörü, menopoz çağında daha da belirgin hale gelebiliyor. Kontak lens kullanan hastalarda kuru göz şikayetleri karşımıza çıkıyor, alerjisi olan hastalarda sıklıkla eşlik eden bir durum. Sivilce tedavisi görenlerde de kuru göz daha belirgin hale gelebiliyor, tedavide kullanılan A vitamini içeren bazı ilaçlarda bu gibi bazı kuru göz şikayetleri belirgin hale gelebiliyor. İlaç kullanımı kesildiğinde şikayetler gerileyebilmekle birlikte müdahalemizi gerektiren ciddi göz kurulukları olabiliyor. Botoks uygulaması çevre dokulardan sızarsa veya ehil olmayan yerlerde yapılırsa gözyaşı yayılımı etkilenebiliyor, kuru göz de tetiklenebilir, nadir olmakla beraber karşılaşabiliriz" diye konuştu."Başvuranların yarısından fazlasında kuru göz hastalığı mevcut"Göz kuruluğuna karşı tavsiyelerde bulunan Op. Dr. Gülay Yalçınkaya Çakır sözlerine şöyle devam etti:"20 dakika ekrana bakıyorsa bir kişi 20 saniye gözünü dinlendirsin istiyoruz bu önemli, klimalı ortamlarda da göz kuruluğu alevlenebiliyor. Her şeyden bağımsız bol su tüketimini de öneriyoruz. İlk basamak tedavimiz; suni gözyaşı ürünleri bunların da çeşitli tipleri var, koruyucu içermeyenleri tercih ediyoruz. Daha şiddetli hastalarımızda iltihap giderici kortizonlu damlalar, hastaların kendi kanından hazırladığımız bazı serum ürünleri oluyor, onları kullanabiliyoruz. Çok çok ileri olgularda gözyaşı sıvısının aktığı bölgeye bir tıkaç takıyoruz ve gözyaşının göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasını sağlıyoruz. Göz kuruluğu belirtileri geçmeden lazer asla önermiyoruz. Tüm şartlar sağlanmış olsa bile eğer kuru göze ait belirtiler varsa öncelikle onun tedavisini uygulayıp sonrasında lazer işlemi gerçekleştiriyoruz. Polikliniğimize başvuran hastaların yarısından fazlasında belirti veren veya vermeyen bizim saptadığımız kuru göz hastalığı mevcut. Bunun temel sebeplerinden biri ekran maruziyeti. Bazı damlaları, şikayeti olan hastalarımız gidip eczaneden kendisi alabiliyor herhangi bir hekim kontrolüne girmeden bunu kesinlikle önermiyoruz. Yanma batma gibi şikayetler başka bir hastalıkla da beraberlik gösterebilir ’Kuru gözüm var’ deyip ihmal de etmemek lazım, başka bir hastalık da olabilir. Özellikle yaz aylarında güneş gözlüğünü öneriyoruz, tavsiyem; ultraviyole koruması olduğundan emin olduğumuz bir gözlük kullanmak. Sertifikalı herhangi bir optikten alınabilir." ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanlar uyarıyor, göz kuruluğuna dikkat: "Hem sayı, hem şiddet olarak artış var"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 09:54:10 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08072025125413_a4b76a316c6b1b16caa2e7169443ac38.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08072025125413_a4b76a316c6b1b16caa2e7169443ac38.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/08072025125413_a4b76a316c6b1b16caa2e7169443ac38.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaz aylarında kene tehlikesine dikkat
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-yaz-aylarinda-kene-tehlikesine-dikkat-26745.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-yaz-aylarinda-kene-tehlikesine-dikkat-26745.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz aylarında kene tehlikesine dikkat
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada geçirilen vakit arttıkça, ancak uzmanlar vatandaşları kene tehlikesine karşı uyarıyor. Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Reşit Mıstık, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte kenelerin aktif hale geldiğini ve bu dönemde kene ısırmalarına karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
İnsan vücuduna tutunarak kan emen dış parazitler olarak tanımlanan keneler ciddi hastalıklara neden olabiliyor. Ağrı ve kaşıntı hissi oluşturmadıkları için fark edilmeleri zor olan keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere, Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşi, Q Ateşi ve babezyoz gibi birçok virüs, bakteri ve paraziti insanlara taşıyabiliyor. Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık, 2002 yılında Tokat’ta başlayan KKKA salgınının zamanla İç Karadeniz’in büyük bölümüne yayıldığını hatırlatarak, dikkatli olunması konusunda önemli uyarılarda bulundu.

Kene ısırmasında ilk müdahale çok önemli
Prof. Dr. Reşit Mıstık, "Kene tutunmasından sonraki 10 gün boyunca kişi ateş, halsizlik, baş ağrısı, bulantı gibi belirtiler açısından kendini izlemeli ve herhangi bir belirti durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" diyerek, kene ısırması durumunda yapılması gerekenleri şöyle özetledi;
"Kene ezilmeden, penset yardımıyla vücuda tutunduğu yerden çıkarılmalı. Üzerine herhangi bir madde sürülmemeli. Çıplak elle temas edilmemeli. Çıkarıldıktan sonra kene çamaşır suyuna atılarak imha edilmeli. Kişi mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Ateş ve halsizlik gibi belirtiler takip edilmeli. Kene mümkünse ince uçlu bir pensetle, ezmeden çıkarılmalı. Üzerine kolonya, yağ, deterjan gibi maddeler kesinlikle sürülmemeli. Çıkarılan kene çamaşır suyuna atılarak imha edilmeli. Isırılan kişi en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sonraki 10 gün boyunca ateş, halsizlik, bulantı gibi belirtiler izlenmeli. Keneden korunmak için uzun kollu kıyafet ve pantolon giyilmeli. Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı. Açık renk kıyafetler tercih edilmeli. Doğadan dönüşte tüm vücut kene açısından kontrol edilmeli."

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yaz aylarında kene tehlikesine dikkat
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 20:39:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/06072025233926_053b34e8270bf69d3b30d28e5a4cf93f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/06072025233926_053b34e8270bf69d3b30d28e5a4cf93f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/06072025233926_053b34e8270bf69d3b30d28e5a4cf93f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mide sağlığınızı ertelemeyin
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-mide-sagliginizi-ertelemeyin-26670.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-mide-sagliginizi-ertelemeyin-26670.html</link>
                    <description><![CDATA[Mide sağlığınızı ertelemeyin
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Celalettin Çetin, sindirim sistemi hastalıklarının tanısında büyük önem taşıyan gastroskopi hakkında önemli bilgiler paylaştı. Uzm. Dr. Çetin, mide, yemek borusu ve on iki parmak bağırsağının iç yüzeyini incelemek amacıyla uygulanan bu görüntüleme yönteminin hem tanı hem de tedavi açısından kritik bir rol oynadığını vurguladı.
Uzm. Dr. Çetin, "Gastroskopi, ucunda kamera bulunan ince ve esnek bir tüp yardımıyla ağız yoluyla mideye ulaşılarak gerçekleştirilir. İşlem sırasında gerekirse küçük doku örnekleri (biyopsi) alınabilir veya zararlı olabilecek polip gibi oluşumlar çıkarılabilir" dedi.
Hangi durumlarda gastroskopi gerekli
Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Celalettin Çetin, uzun süredir devam eden mide ağrısı ve hazımsızlık, sürekli mide bulantısı veya kusma, anormal kilo kaybı, midede kanama şüphesi, gastroözofageal reflü hastalığı (GERD), yemek borusunda takılma hissi ve helicobacter pylori enfeksiyonu şüphesi durumlarında gastroskopi yapılmasının önerildiğini ifade etti.
Gastroskopi öncesi hastaların en az 8 saat boyunca hiçbir şey yememesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, midenin boş olmasının görüntülemenin kalitesi açısından önemli olduğunu belirtti. İşlem sırasında boğaza lokal anestezi uygulandığını ve hastalara  hafif sedasyon verildiğini belirten Uzm. Dr. Çetin, "Gastroskopi genellikle 10-15 dakika sürer ve hasta kısa bir dinlenmenin ardından günlük yaşamına dönebilir" dedi.
İşlem sonrası ne beklenmeli
Uzm. Dr. Çetin, gastroskopi sonrası boğazda nadir olarak hafif bir tahriş veya şişlik hissi yaşanabileceğini ancak bunun geçici olduğunu vurgulayarak, işlem sırasında biyopsi alındıysa sonuçların birkaç gün içinde değerlendirileceğini ekledi.
Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Celalettin Çetin, "Gastroskopi, sindirim sistemi hastalıklarının erken teşhisi açısından son derece güvenilir ve etkili bir yöntemdir. Eğer uzun süredir mide rahatsızlığı yaşıyorsanız, mutlaka bir uzmana başvurarak gerekli değerlendirmeleri yaptırmanızı öneriyoruz" şeklinde konuştu.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mide sağlığınızı ertelemeyin
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 13:30:31 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025163032_fb8918d0999a7c74c0a215236f8268ac.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025163032_fb8918d0999a7c74c0a215236f8268ac.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025163032_fb8918d0999a7c74c0a215236f8268ac.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Havuz keyfi hastalığa dönüşmesin: Yaz aylarında enfeksiyon riskine dikkat
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-havuz-keyfi-hastaliga-donusmesin-yaz-aylarinda-enfeksiyon-riskine-dikkat-26664.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-havuz-keyfi-hastaliga-donusmesin-yaz-aylarinda-enfeksiyon-riskine-dikkat-26664.html</link>
                    <description><![CDATA[Havuz keyfi hastalığa dönüşmesin: Yaz aylarında enfeksiyon riskine dikkat
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dr. Zeynep Güngördü Dalar, yaz aylarında serinlemek için tercih edilen havuzların, yeterli dezenfeksiyon sağlanmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek "Havuzlar; bakteri, virüs, mantar ve parazitlerin kolayca bulaşabildiği ortamlardır. Özellikle çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler daha büyük risk altındadır" dedi.Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zeynep Güngördü Dalar yaptığı açıklamada, yaz aylarında havuza girmenin mikrobiyolojik açıdan taşıdığı sağlık risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yetersiz klorlama ve hijyen kurallarına uyulmaması durumunda havuz sularının birçok enfeksiyon etkenini barındırabileceğini vurgulayan Dr. Dalar, "Özellikle klora dirençli bazı mikroorganizmalar uzun süre canlı kalabilir. Havuzlar bu nedenle ishal, el-ayak-ağız hastalığı, cilt, göz ve kulak enfeksiyonları gibi pek çok rahatsızlığın yayılmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı.En sık görülen havuz kaynaklı hastalıklarDr. Zeynep Güngördü Dalar, havuzlardan bulaşabilecek başlıca enfeksiyonlara ilişkin yaptığı açıklamada, "Özellikle çocuklarda havuz suyu yutulması sonucunda ishal, kusma ve karın ağrısı gibi belirtilerle seyreden mide-bağırsak enfeksiyonları ortaya çıkabilir. Virüsle kirlenmiş havuz sularıyla bulaşan el, ayak ve ağız hastalığı ise yaz aylarında salgınlara yol açabilmektedir. Klor seviyesinin yetersiz olduğu havuzlarda Pseudomonas bakterisi ve mantar enfeksiyonları ciltte kızarıklık, kaşıntı ve sivilce benzeri döküntülere neden olabilir. Kirli havuz suyuyla temas sonucunda konjonktivit ve dış kulak yolu iltihabı gibi göz ve kulak enfeksiyonları görülebilir. Nadiren de olsa havuzdan yayılan Legionella bakterisi, ciddi bir solunum yolu enfeksiyonu olan Lejyoner hastalığına yol açabilir. Ayrıca havuz suyu doğrudan etken olmasa bile uzun süre ıslak mayo ile kalmak, özellikle kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu riskini artıran bir faktördür" dedi.Dr. Zeynep Güngördü Dalar, havuz sularında E. coli, Pseudomonas, Legionella gibi bakterilerin; adenovirüs ve enterovirüs gibi virüslerin; Cryptosporidium, Giardia gibi parazitlerin ve mantar türlerinin bulunabileceğini belirterek, bu mikroorganizmaların ishal, cilt tahrişi, göz iltihabı ve solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini ifade etti.Kişisel önlemler büyük önem taşıyorHavuzlardan kaynaklı hastalıkların önüne geçilmesi için bireysel hijyen kurallarının önemine dikkat çeken Dr. Zeynep Güngördü Dalar, "Havuza girmeden önce mutlaka duş alınmalı; vücutta bulunan ter, kozmetik kalıntıları ve mikroorganizmaların suya karışması engellenmelidir. Açık yarası olanlar, ishal geçirenler ya da deri enfeksiyonu bulunan bireyler havuza girmemelidir, çünkü bu durum hem kendi sağlıklarını hem de diğer kullanıcıları riske atar. Küçük çocukların yüzme bezleri ile havuza alınması büyük önem taşır; bezle havuza girilmesi hijyen açısından ciddi sakıncalar doğurabilir. Ayrıca havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile uzun süre kalınmamalı, kuru kıyafetler giyilerek özellikle kadınlarda sık görülen mantar ve idrar yolu enfeksiyonlarının önüne geçilmelidir" dedi.Sadece su değil, çevre temizliği de kritikHavuz hijyeninde yalnızca suyun değil, çevresel alanların da temizliğinin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Dalar, "Duş alanları, tuvaletler, havuz kenarları ve ıslak zeminler mikroorganizmaların kolayca üreyebileceği yerlerdir. Bu alanların düzenli olarak temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi gerekir" şeklinde konuştu.Neye dikkat etmeliDr. Zeynep Güngördü Dalar, vatandaşların bir havuzun hijyenik olup olmadığını her zaman çıplak gözle anlayamayacağını ancak bazı ipuçlarına dikkat ederek genel bir fikir edinebileceklerini belirterek "Havuz suyu berrak olmalı ve dibi net şekilde görülebilmelidir; bulanık ya da yeşilimsi su, yetersiz klorlama işareti olabilir. Havuz çevresindeki alanlar temiz, düzenli ve kuru olmalı; kaygan ya da yosun tutmuş zeminler hijyen eksikliğine işaret eder. Havuzdan gelen aşırı ve rahatsız edici kimyasal kokusu da bazen yanlış klorlama uygulamalarının göstergesi olabilir. Havuza girenler için uyarı levhalarının bulunması ve bu kurallara uyulduğunun gözlemlenmesi önemlidir. Ayrıca, havuzun bakım durumunu ve güvenliğini gösteren su analiz raporlarının görünür bir alanda asılı olması, tesisin hijyen konusunda şeffaf ve düzenli çalıştığını gösterir" dedi.Dr. Zeynep Güngördü Dalar, açıklamasının sonunda "Havuzlar, doğru şekilde dezenfekte edildiğinde güvenli ortamlardır. Ancak en güvenli havuz bile kişisel hijyen kurallarına uyulmadığında sağlık riskine dönüşebilir" uyarısında bulundu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Havuz keyfi hastalığa dönüşmesin: Yaz aylarında enfeksiyon riskine dikkat
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 09:39:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025123948_0489427b96741fdc21a53f0bd3fd57a0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025123948_0489427b96741fdc21a53f0bd3fd57a0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025123948_0489427b96741fdc21a53f0bd3fd57a0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA["Çocuklarda alerji alarmı: Anafilaksi riskine karşı acil önlem şart"
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-cocuklarda-alerji-alarmi-anafilaksi-riskine-karsi-acil-onlem-sart-26660.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-cocuklarda-alerji-alarmi-anafilaksi-riskine-karsi-acil-onlem-sart-26660.html</link>
                    <description><![CDATA["Çocuklarda alerji alarmı: Anafilaksi riskine karşı acil önlem şart"
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, Dünya Alerji Haftası kapsamında en tehlikeli alerjik reaksiyonlardan biri olan anafilaksiye dikkat çekti. Çocuklarda artan alerji vakalarına uyarıda bulunarak "Acil önlem şart" dedi.MedipolMega Üniversite Hastanesi’nden Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, "Okul kantininde yediği bir yiyecekle bir çocuğun veya kontrolsüzce alınan ‘vitamin serumu’ sonrası hayatını kaybedenlerin haberleri ile derinden sarsıldık. Bu acı kayıplar, alerjinin masum bir kaşıntıdan ibaret olmadığını ve saniyeler içinde gelen ölümcül bir tehdit olduğunu bir kez daha kanıtladı. İşte bu farkındalığı artırmak amacıyla bu yılki Dünya Alerji Haftası, tam da bu noktaya odaklanıyor: ‘Anafilaksi: Önlenebilir Bir Tehdit’" açıklaması yaptı.Prof. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, alerjik hastalıkların ve buna bağlı anafilaksi vakalarının özellikle çocuklarda endişe verici bir hızla arttığını belirtiyor. "Alerji sadece hapşırık ya da kaşıntı değil, hayatı tehdit eden reaksiyonlara da yol açabilir" diyen Nacaroğlu, acil müdahalenin kritik önemine dikkat çekiyor.Adrenalin otoenjektörü taşımasıAlerji farkındalığının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nacaroğlu, özellikle bu yılki tema olan "Anafilaksi: Önlenebilir Bir Tehdit" mesajını vurguladı. "Alerjiler günümüzde giderek yaygınlaşıyor. Astım, saman nezlesi, egzama, besin ve ilaç alerjileri çocuklar başta olmak üzere pek çok kişiyi etkiliyor. Ancak bunların içinde en ciddisi hiç şüphesiz anafilaksi. Çünkü bu tablo saniyeler içinde gelişebiliyor ve acil müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabiliyor" diyen Prof. Dr. Nacaroğlu, alerjik bireylerin ve yakınlarının mutlaka adrenalin otoenjektörü taşıması gerektiğini söyledi."Vücut kendi kendine savaş açıyor"Alerjik reaksiyonların, bağışıklık sisteminin aslında zararsız olan bir maddeye verdiği aşırı yanıtla ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Nacaroğlu, "Polen, ev tozu, hayvan tüyü ya da bir yiyecek. Vücut bazen bu maddeleri tehdit gibi algılıyor. Savunma sistemimiz devreye giriyor ve çok hızlı, çok güçlü bir yanıt veriyor. Bu da şiddetli belirtilere yol açıyor. Eğer bu yanıt çok abartılıysa, yani solunum yollarında şişme, tansiyon düşüklüğü, bilinç kaybı gibi etkiler gelişmişse işte o zaman anafilaksi tablosuyla karşı karşıyayız" dedi."Çocuklar daha büyük risk altında"Son yıllarda özellikle çocuklarda besin alerjilerine bağlı anafilaksi vakaları hızla arttığının altını çizen Prof. Dr. Nacaroğlu, "Okullarda, kreşlerde adrenalin otoenjektörleri bulunmalı. Öğretmenler, okul hemşireleri bu konuda eğitilmeli. Aynı şekilde alışveriş merkezleri, stadyumlar, oteller gibi kalabalık yaşam alanlarında da acil müdahale kitleri bulunmalı. Toplumun her kesimini bilgilendirmek istiyoruz. Çünkü bu sadece sağlık çalışanlarının değil, herkesin bilmesi gereken bir konu. Anafilaksi hakkında ne kadar bilgi sahibi olursak, o kadar çok hayat kurtarabiliriz" şeklinde konuştu. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA["Çocuklarda alerji alarmı: Anafilaksi riskine karşı acil önlem şart"
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 06:38:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025093826_fe5952324eba6e7a45df4b56af6e56a2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025093826_fe5952324eba6e7a45df4b56af6e56a2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/04072025093826_fe5952324eba6e7a45df4b56af6e56a2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Erken teşhis için erkeklere "kendinizi muayene edin" uyarısı
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-erken-teshis-icin-erkeklere-kendinizi-muayene-edin-uyarisi-26575.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-erken-teshis-icin-erkeklere-kendinizi-muayene-edin-uyarisi-26575.html</link>
                    <description><![CDATA[Erken teşhis için erkeklere "kendinizi muayene edin" uyarısı
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prostat kanserinin 20-40 yaş arasında da sıklıkla görülebildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Tefekli, erken teşhis için erkeklerin kendi öz muayenelerini yapmalarının büyük önem taşıdığını söyledi.Testis kanseri (testiküler kanser), her ne kadar erkeklerin sadece yüzde 1’inde görülen, nadir sayılabilecek kanserlerden biri olsa da, 35 yaşın altındaki erkeklerde en sık görülen organ kanserlerinden biri. Yeni bir çalışmaya göre, pek çok erkek testis kanserinin yaşlı erkeklerin sorunu olduğunu düşünüyor. Ancak bu hastalık çoğunlukla 20-40 yaş aralığındaki erkekleri etkiliyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "Testis kanseri olan bir erkekte aile öyküsü önemlidir. Eğer ailede baba veya kardeşte daha önce kanser öyküsü görülmüşse daha dikkat edilmesi ve her sene gerekli testlerin ihmal edilmeden yaptırılması gereklidir. Çoğu testis kanseri cerrahi ve kemoterapi ile tedavi edilebilir ve genel olarak iyileşme oranları yüksektir. Testis kanserlerinin çoğu, sperm üretiminde kullanılan ve ‘germ hücreleri’ adı verilen hücrelerden meydana gelir" dedi."Bebeklikte inmemiş testis varsa risk artar"Testis kanserinin genelde ağrıya neden olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "Ancak hastaların yüzde 30 ila 40’ında ağrı meydana gelebilir. Herhangi bir testis sertliği durumunda en kısa sürede bir uzmana görünmek tavsiye edilmektedir. Genelde sırt ağrısı, boyun ağrısı, memelerde büyüme ve ağrı, istemsiz kilo verme, halsizlik bu kanserin belirtilerindendir. Testis kanserinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, bazı faktörler testis kanseri ile ilişkilidir. Doğuştan gelen yapısal bir bozukluk olan inmemiş testis hastalarında testis kanseri görülme 4 ila 8 kat ihtimali artar. Daha önceden testis kanseri geçirmiş kişilerde ikinci bir testis kanseri geçirme ihtimali böyle bir öyküsü olmayan kişilere göre daha yüksektir. Ailesinde Kleinefelter Sendromlu birey bulunan kişiler ile Down sendromu, androjen duyarsızlık sendromu gibi kimi genetik hastalıklarda testis kanseri riski yükselmektedir. Çoğu kanser, ergenlikten sonra ve 40 yaşından genç erkeklerde görülür, ancak 50 ila 60 yaş arasındaki ikinci bir erkek grubu da testis kanseri için risk altındadır. Birinci derece akrabalarında testis kanseri görülen kişilerde hastalığın görülme ihtimali artmaktadır" şeklinde konuştu.Belli aralıklarla kontrol önemliTestis kanseri için henüz herhangi bir tarama yöntemi geliştirilmediğini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "Kişilerin belirli aralıklarla kendi kendilerine yapacakları muayenelerde testislerinde kitle, yumru, değişiklik, olağan dışı fark etmeleri durumunda hekime başvurmaları tavsiye edilmektedir. Tam teşhis için fiziki doktor muayenesi, görüntüleme yöntemleri, kan testleri yapılmaktadır" diye görüş verdi.Pek çok tedavi seçeneği mevcutTestis kanserinin hem tanı hem de tedavisinin testisin inguinal orşiektomi denilen, kasık üzerinden yapılacak cerrahi operasyonla çıkarılmasını gerektireceğine değinen Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "İleri evrede veya yüksek riskli durumlarda, retroperitoneal lenf nodülü diseksiyonu (abdominal lenf nodlarını çıkarmak için cerrahi prosedür) önerilebilir. Testis dışına yayılmış kanserli hücreleri tedavi etmek için kemoterapi ilaçları uygulanabilir. Bunun yanı sıra, kimi hastalarda ameliyat sonrasında ek tedavi olarak da kemoterapi uygulanabilir. Bazı testis kanserli hastalarda radyoterapi kemoterapi veya cerrahi operasyonların beraberinde kullanılabilecek bir tedavi yöntemi olarak gündeme gelebilmektedir. Ayrıca, metastazları bulunan veya cerrahi için uygun olmayan kimi hastalarda da radyoterapi kemoterapi ile kullanılabilir" ifadelerini kullandı. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Erken teşhis için erkeklere "kendinizi muayene edin" uyarısı
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 17:39:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/03072025203926_73e747f2eba8067e4a4183346f055523.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/03072025203926_73e747f2eba8067e4a4183346f055523.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/03072025203926_73e747f2eba8067e4a4183346f055523.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-glokom-belirti-vermeden-gorme-kaybina-yol-acabilir-26567.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-glokom-belirti-vermeden-gorme-kaybina-yol-acabilir-26567.html</link>
                    <description><![CDATA[Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomun genellikle hiçbir belirti vermeden ilerleyen ve erken teşhis edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olabilen sinsi bir hastalık olduğunu söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Sait Günerigök, "Glokom genellikle yavaş ve sinsi seyreder. Bu nedenle yılda bir kez göz muayenesi yaptırmak, özellikle risk grubundaki bireyler için hayati önem taşır" dedi.Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu göz sinirlerinin zarar görmesiyle oluşuyor. En tehlikeli yönü ise çoğu zaman hastanın bu durumu fark etmemesi. Konuyla ilgili bilgilendirmede bulunan VM Medical Park Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Sait Günerigök, "Hastaların büyük bir kısmı görme alanı daraldığında veya bulanık görmeye başladığında bize başvuruyor. Ancak bu evre, sinir hücrelerinin ciddi şekilde hasar gördüğü bir dönemdir. Ne yazık ki, glokomun yol açtığı hasar geri döndürülemiyor" ifadelerini kullandı."40 yaş üstündekiler risk altında"Glokom her yaş grubunda görülebilse de özellikle 40 yaş üstü bireylerde, ailesinde glokom öyküsü bulunanlarda, diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalıkları olanlarda ve uzun süre kortizon kullananlarda riskin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Günerigök, "Glokom genellikle yavaş ve sinsi seyreder. Bu nedenle yılda bir kez göz muayenesi yaptırmak, özellikle risk grubundaki bireyler için hayati önem taşıyor" diye konuştu."Modern tanı ve tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabilir"Glokomun erken teşhisi sayesinde görme kaybının önlenebildiğinin altını çizen Op. Dr. Günerigök, "Göz içi basınç ölçümü, görme alanı testi ve optik sinir başı analizleri ile tanı konulabiliyor. Glokom tedavisinde damla tedavisi, lazer uygulamaları ve cerrahi müdahaleler gibi farklı seçenekler mevcut. Son yıllarda dikişsiz glokom ameliyatı olarak bilinen GATT ameliyatları uygun hastalara uygulanabilmektedir. Ancak tedavinin başarılı olması için hastanın takipte kalması ve ilaçlarını düzenli kullanması çok önemli" dedi."Göz kontrolleri genel sağlık için çok önemli"Son olarak glokomun dünyada önlenebilir körlük nedenlerinin başında geldiğini dile getiren Op. Dr. Günerigök, bu nedenle düzenli göz kontrolleri sadece göz sağlığı için değil, genel yaşam kalitesinin korunması açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 13:20:44 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/02072025162045_ae39012fb61ebd29f42c5bfa75537612.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/02072025162045_ae39012fb61ebd29f42c5bfa75537612.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/02072025162045_ae39012fb61ebd29f42c5bfa75537612.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[’’Yaşınız sizi kandırmasın, sağlığınızın gerçek ölçüsü biyolojik yaşınızda’’
]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.troyhaber.com/haber-yasiniz-sizi-kandirmasin-sagliginizin-gercek-olcusu-biyolojik-yasinizda-26490.html</guid>
                    <link>https://www.troyhaber.com/haber-yasiniz-sizi-kandirmasin-sagliginizin-gercek-olcusu-biyolojik-yasinizda-26490.html</link>
                    <description><![CDATA[’’Yaşınız sizi kandırmasın, sağlığınızın gerçek ölçüsü biyolojik yaşınızda’’
]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık için biyolojik yaşa dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Akın Torun, ’’Örneğin 45 yaşında iki kişiden biri genç bir birey gibi dinç, aktif ve sağlıklı olabilirken; diğeri çeşitli kronik hastalıklarla mücadele ediyor, fiziksel olarak daha yorgun ve kırılgan bir görünüm sergiliyor olabilir. Bu farkların temelinde yatan unsur, kişinin biyolojik yaşıdır. Biyolojik yaş, vücudun gerçek yaşını yansıtarak bireyin sağlık durumunu daha doğru değerlendirme imkânı sunar’’ dedi.Takvim yaşı sadece rakamlardan ibaret, gerçek yaş ise hücrelerde saklı. Biyolojik yaş analiziyle, kalp sağlığından kas gücünü, stres düzeyinden kemik yoğunluğuna kadar pek çok faktör değerlendirilerek, vücudun gerçek yaşı öğrenebilir, hastalık riskleri erken dönemde keşfedilebilir. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Akın Torun, biyolojik yaş analizi ile ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle açıkladı:’’Günümüzde sağlığı değerlendirmek için yalnızca kronolojik yaşa bakmak artık yeterli görülmemektedir. Çünkü aynı yaşta olan iki birey arasında ciddi sağlık farklılıkları görülebilmektedir. Örneğin, 45 yaşında iki kişiden biri genç bir birey gibi dinç, aktif ve sağlıklı olabilirken; diğeri çeşitli kronik hastalıklarla mücadele ediyor, fiziksel olarak daha yorgun ve kırılgan bir görünüm sergiliyor olabilir. Bu farkların temelinde yatan unsur, kişinin biyolojik yaşıdır. Biyolojik yaş, vücudun gerçek yaşını yansıtarak bireyin sağlık durumunu daha doğru değerlendirme imkânı sunar.’’Sağlık durumunuz biyolojik yaşınızda saklı’’Biyolojik yaş analizi, modern tıbbın bireye özel sağlık anlayışını temel alan, çok yönlü bir değerlendirme yöntemidir. Klasik sağlık taramalarının ötesine geçerek; bireyin içsel yaşlanma hızını, fizyolojik işlevlerini, stres düzeyini, kas-iskelet sisteminin dayanıklılığını ve metabolik dengesini ölçmeyi amaçlar. Bu analiz, kişinin sadece bugününü değil, gelecekteki sağlık risklerini de belirlemeye yardımcı olur. Bireyin sağlık durumunu, yaşam tarzını ve genetik altyapısını dikkate alarak kronolojik yaştan bağımsız olarak hesaplanır. Bu analiz, kişisel sağlık haritası çıkarılarak bireye özel sağlık önerileri geliştirilmesine olanak tanır.Biyolojik yaş analizinde uygulanan bazı temel testler şöyle:VO2 Max testi: Kalp ve akciğerlerin oksijen taşıma kapasitesini belirler. Fiziksel dayanıklılığı ve kardiyovasküler sağlığı gösterir.HRV (Heart Rate Variability - Kalp Hızı Değişkenliği): Kalbin atım aralıklarındaki değişkenliği ölçerek otonom sinir sisteminin sağlığını ve stres seviyesini ortaya koyar.Kemik dansitometrisi (kemik yoğunluğu ölçümü): Osteoporoz riski değerlendirilir, kemik sağlığı yaşla birlikte nasıl değiştiği analiz edilir.Kas gücü ve postür analizi: Kas-iskelet sistemi fonksiyonları, dengesizlikler ve hareket kapasitesi değerlendirilir.Biyokimyasal testler: Kan tahlilleriyle inflamasyon düzeyi, karaciğer ve böbrek fonksiyonları, glukoz toleransı, kolesterol, hormon düzeyleri ve oksidatif stres belirlenir.Bu veriler bir bütün olarak değerlendirilerek, kişinin biyolojik yaşı hesaplanır. Biyolojik yaş, yalnızca bir sayı değil, aynı zamanda gelecekte karşılaşabileceği hastalıklara karşı bir uyarı sistemi işlevi görür.’’Sağlıklı yaş almak istiyorsanız yaş analizinizi yaptırın’’Biyolojik yaş analizi, genel sağlığını değerlendirmek, yaşam kalitesini artırmak ve sağlıklı yaş almak isteyen herkes için uygundur. Sağlığını bilimsel verilerle değerlendirmek isteyen bireyler, yaşlanma hızını merak edenler, egzersize başlamadan önce vücudunun sınırlarını tanımak isteyenler, Kalp-damar, kas-iskelet veya metabolik hastalık riski taşıyan bireyler, genetik hastalık geçmişi olan kişiler, daha kaliteli ve uzun bir yaşam hedefleyenler ayrıca sporcular, yaşam tarzı değişikliği yapmak isteyenler ve stresle baş etme yolları arayan kişiler için de bu analiz önemli bilgiler sunar.’’Sadece mevcut sağlık düzeyiniz değil geleceğe yönelikte ipuçları veriyor’’Biyolojik yaş analizi yalnızca mevcut sağlık düzeyinizi belirlemekle kalmaz, aynı zamanda geleceğe yönelik sağlık planlaması yapmanıza yardımcı olur. Henüz klinik bulgu vermemiş ancak risk taşıyan durumlar erken dönemde fark edilerek önleyici tıp yaklaşımları uygulanabilir. Bu, hem bireysel sağlığın korunmasını sağlar hem de ileride oluşabilecek yüksek maliyetli tedavi süreçlerinin önüne geçer. Ayrıca analiz sonrası bireye özel yaşam tarzı, beslenme ve egzersiz önerileri hazırlanabilir. Böylece kişi, vücudunun ihtiyaçlarına göre daha sağlıklı seçimler yapabilir. Zihinsel ve fiziksel sağlığın bütünsel değerlendirilmesi, sadece yaş almaya değil, sağlıklı yaşlanmaya odaklanmayı sağlar.’’ ]]> </content:encoded><category domain="https://www.troyhaber.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[’’Yaşınız sizi kandırmasın, sağlığınızın gerçek ölçüsü biyolojik yaşınızda’’
 - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 08:17:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.troyhaber.com/images/haber/28062025111740_1e6925d866899f66c8e0c34b5cb57d5a.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.troyhaber.com/images/haber/28062025111740_1e6925d866899f66c8e0c34b5cb57d5a.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.troyhaber.com/images/haber/28062025111740_1e6925d866899f66c8e0c34b5cb57d5a.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>